SON DAKİKA

Günlük Bakış- Muhalif, Yorum, Haber, Makale sitesi

1996 Süleyman Demirele Şeriat Uyarısı..

1996 Süleyman Demirele Şeriat Uyarısı..
Bu haber 26 Nisan 2013 - 22:39 'de eklendi ve 8 görüntülendi kez görüntülendi.

İlhan Arsel
28 Mart 1996
Laikliğin ve özgürlüklerin sarsılmaz güvencesi olduğunu söylediğiniz devlet, kaç zaman var ki şeriat azgınlıklarını önlemek şöyle dursun fakat din adına girişilen vahşet davranışlarını bile gözardı etme yanlısı bir tutum içerisindedir. 1993 yılında Sivas’taki vahşet olaylarının başını çeken şeriatçıl ar, sadece bu ülkenin pırıl pırıl zekalı 37 aydın insanini yakmakla kalmamışlar, fakat o kapkara kafa yapılarını biraz daha teshir edebilmek için ‘şeriat devleti isteriz, kahrolsun laik devlet, laik düzen yok edilecek’ diye bağırmışlar, Atatürk büstüne saldırıp kültür sarayını yıkmışlar, ve bu yetmiyormuş gibi bir de ‘Kadın başbakan olmaz’ pankartlarını açmışlardır. Belli ki Başbakanlık makamına bir Hanım’ın gelmiş olması vesilesiyle, şeriatin kendilerine aşıladığı kadın düşmanlığı duygularını açığa vurmakta yarar bulmuşlardır. Ve bütün bunları, henüz şeriatçi bir partinin iktidarda bulunmadığı bir dönemde yapabilmişlerdir: şeriat’in iktidar olması halinde daha neler yapabileceklerini tahmin güç olmasa gerek.
‘Kim yetiştiriyor bunları?’ diye soracak olursanız cevabı basit: bunları yetiştiren, T.C Devleti’nin ta kendisi: hem de halk yığınlarını şeriatçi partilere destek olucu kafa yapısı ile eğiterek. Yıllar var ki bu hususları, çeşitli yayınlarımla açıklamaya çalışmışımdır. Bu çabalarımın mükafatını ölüm fetvaları şeklinde aldığımda, insanlarımıza mutlak güvenlik sağladığını söylediğiniz devlet gücünü dahi yanımda bulamamışımdır.
Hemen belirtmeliyim ki insanlarımızı akılcılığa ters düşen seriat eğitimiyle yetiştiren kuruluşların başında Diyanet İşleri Başkanlğı vardır ki, Anayasal bir organ durumundadır. Bütçesi nerede ise Milli Savunma miktarlarını bulan bu Başkanlık, halkımızı, demokratik özgürlüklerden yoksun etmek bakımından olduğu kadar, aklen ve fikren zavallı halde tutucu şeriat verilerini belletmek bakımından da, ayni etkenlikle is görmekte kusur etmez. İnceleyiniz bu Başkanlığın yayınlarını: gözünüze ilk çarpacak şey, Türkiye nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan kadınlarımızın hak ve özgürlüklerini çiğneyen veriler olacaktır. Örneğin açınız Diyanet’in yayımladığı Sahih-i Buhari Muhtasarı…’nın 10.cu cildi’nin 449-451 sayfalarını: karşınızda ‘Mukadderatini bir kadının eline veren millet felah bulmaz’ şeklinde bir hüküm bulacaksınız. Bu hüküm kadınların ‘Dinen ve aklen dun’ olduklarını belirten diğer bir hükümle bağlantılı olup T. C. Devleti’nin, Diyanet aracılığıyla, kadına bakış açısının olumsuzluğunu ortaya vurur (Aynı eser, cilt. I, sh. 223) . Söz konusu yayımların 1.ci cildinin Fihrist kısmının Kitâbü’l Hayz bölümündeki bir kesim’in başlığı aynen şöyledir: ‘Kadının dinen ve aklen erkeklerden dun olduğuna dair Ebu Said hadisi!’. Aynı cild’in 223. sayfasında hükmün kendisi yer almıştır (H. no: 209). Bu hükme göre kadınlar ‘eksik akıllı, eksik dinli’ olup ‘akıllı ve dininde olan kimselerin aklını çelebilen’ kimselerdir; ‘ötekine berikine çokça la’net eden’, zevcelerine karşı ‘küfran-i ni’met gösteren’ kimselerdir; bu nedenle Cehennem halkının çoğunluğunu oluştururlar. Yine aynı hükme göre kadınların ‘eksik akıllı, eksik dinli’ olmalarının nedeni, güya, “eksik dinli” ve “eksik akıllı” yaratılmış olmalarındandır: “eksik dinli” ‘dirler çünkü “hayız” gördükleri zaman namaz kılamaz ve oruç tutamazlar”; “eksik akıllı”dırlar çünkü ‘Kadınların şahadeti erkeklerin şahadetinin yarısıdır’ (Bkz. Sahih-i…, Cilt I, sh. 223 H. no. 209. ayrıca bkz. K. Bakara Suresi, hayet 282) .
Yine Diyanet’in açıklamalarına göre kadın, ‘iradesindeki fıtri za’fa mebni’ sadece “şahadet” bakımından değil fakat diğer “cihetlerden” de bir çok görevleri üstlenemez, bir çok işleri göremez. Üstlenemeyeceği görevler arasında yargıçlık, kadılık, imamlık ve özellikle ‘millet otoritesini temsil’ gibi kamu görevleri vardır. Öte yandan kadın, kocası ya da yakın akrabalarından bir erkek olmadan uzak bir mesafeye (bir günlük, yada üç günlük yere) seyahat edemez. Diyanet’in açıklaması aynen söyle:
‘İslam dini… kadının bünye ve iradesindeki fikri za’fa mebni muayyen hususta kadını, mehariminden bir erkeğin vesayetine vermiştir ki, kadının uzak bir mesafeye gidebilmesi… için zevcin veya bir mahreminin bulunmasını şart kılması bu cümledendir’.
Burada geçen ‘fitri za’f’ deyimi, kadının yaradılış itibariyle ‘iradece güçsüz’ olduğunu anlatmak için kullanılmıştır. (Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı…, Cilt. X, sh. 449-451 , Hadis no. 1660; ve Cilt IV, sh. 219-220 s).
Bütün bunlara ek olarak kadın’ların ‘tesettürsüz’ dolaşmalarını, erkek eli sıkmalarını, edalı bir şekilde konuşmalarını vs… yasaklayan hükümleri, ve üstelik bir de hakaret niteliğindeki verileri göz önüne getirirseniz (ki Seriat ve Kadın adlı kitabımda sergilenmiştir) nasıl bir karanlık manzara ile karşılaşacağınız ortadadır.
Söylemeye gerek yoktur ki bütün bunlar Anayasamızı ihlal eden şeylerdir; bu ihlal’leri yapan da, T.C devletinin ta kendisidir. Bütün bunlar bir yana fakat Diyanet aracılığıyla Devlet, insanlarımızın günlük yaşamlarının her yönünü, kişiye özgürlük bırakmacasına, kişiyi akılcı her türlü gelişmeden uzaklaştırırcasına, şeriat verileriyle düzenlemektedir. Kisi sabah olup ta yataktan çıktığı an’dan aksam olup ta tekrar yatağına dönünceye kadar her işini, bu buyruklara uydurarak yapar. Yatması, kalkması, giyinmesi, yemek yemesi, su içmesi, işemesi, def-i hacet etmesi, sevişmesi, gülmesi, eğlenmesi, düşünmesi, söz söylemesi, el sıkması, iş görmesi…ve akla gelebilecek ne varsa her davranışı bu buyruklarla düzenlenmiştir. Bu buyrukları belletmenin kolay yolu da ise şeytanları ve cinleri karıştırmaktır. Örneğin sağ’in sol’a fazla olduğunu ve sağ el ile iş görmenin dine uygun bulunduğunu anlatmak üzere: ‘Sizden biriniz sol eliyle yemesin ve içmesin, çünkü şeytan sol eliyle yer ve içer’ şeklindeki seriat emri belletilir (Bkz. Riyazü’s-Salihin, Diyanet yayınları , Cilt III ,sh. 263-4). Esneme’nin şeytandan olduğu anlatılırken: ‘Esnemek şeytandandır. Sizden biriniz esneyeceği zaman gücü yettiği kadar onu karşılasın. Çünkü sizin biriniz esnerken… -Haaa- deyince şeytan (sevincinden) güler’ seklindeki seriat verileri örnek gösterilir (Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı , Cilt IX. sh. 58)
Öte yandan aklı olanları akılsız kılmaya yararlı her şey, yine aynı devlet kuruluşu tarafından belletilmektedir insanlarımıza. Tüylerinizi dim dik edebilecek nice örneklerden biri, oruçlu bir kimsenin ölü bir insanla cinsi münasebette bulunması halinde kaza orucu tutmasıyla ilgildir ki Diyanet Dergisi’nin Cilt XI, sayı 6 nüshasında (sayfa 339-340) yer almıştır. Bu aynı sayıda, oruçlu bir kimsenin, uyumakta olan karısıyla, onu uyandırmadan cinsi münasebette bulunması halini içerir ki, bu da kaza orucunu gerektiren bir haldir ve hiç kuskusuz pek çok kocaları sevindirici bir haberdir (Bu şeriat hükmünü de aynı dergide bulabilirsiniz)…… İşte insanlarımız bunlara benzer nice şeriat hükümleriyle yetiştirilmektedir. Halkımızın büyük çoğunluğunun fikren gelişememiş olmasının nedeni de bu değil midir?….. Ve nihayet Diyanet aracılığıyla T.C. Devleti’nin Anayasa’ya aykırı olarak yaptığı bir şey daha vardır ki o da insanlarımızı ‘kafirlere’ karşı düşman duygularla yetiştirmek, insanin insana sevgisini yok etmektir…
Bu örnekleri çoğaltmak  ciltler haline getirmek mümkün. Fakat anlatmak istediğim şudur ki, Cumhurbaşkanı bulunduğunuz T.C. Devleti, kendi insanlarını çağ dışı ve Anayasa’ya ve temel özgürlüklere ters düşen zihniyetle yetiştirme eylemlerine ve işlemlerine karşı sadece susmuş değil fakat bu eylemlerin ve işlemlerin bizzat uygulayıcısıdır. Bu zihniyetle yetişen halkın şeriatçı partilerden başka hiç kimselere destek olmayacağını, ve hele bu partilerden birinin iktidara gelmesiyle tam manasıyla fanatik yığınlar haline geleceğini söylemek, müneccimlik olmasa gerek.
http://gunlukbakis.blogspot.com.tr/

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
%d blogcu bunu beğendi: