SON DAKİKA

Günlük Bakış- Muhalif, Yorum, Haber, Makale sitesi
Anayasa Mahkemesi neden rahatsız etti?
Bu haber 04 Ekim 2020 - 10:45 'de eklendi ve 113 görüntülendi kez görüntülendi.

“Rahatsızlıkları; AKP tarafından atanan üyelerin kararlarından olabilir mi? Anayasa’daki kişilik haklarının genişliğinden olabilir mi? Yüce Divan korkusundan olabilir mi?” Diyen Orhan Uğuroğlu’nun yazısı şu şekilde:

Anayasa Mahkemesinin yeniden yapılandırılmasını MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli neden istedi? Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan neden destekledi?

Önce Bahçeli’nin açıklamasının çarpıcısı bölümlerine bakalım:

“Yeni hükümet sistemi Parlamenter Sistemin bütün kamburlarından, bütün bağlarından, bütün engellerinden ayıklanmalı, arındırılmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle çelişmeyecek demokratik, etkin, adil, tartışmaların odağı olmaktan çıkarılmış bir “Yüce Mahkeme”, deyim yerindeyse bir “Divan-ı Ali” kurulması Türkiye’nin gücüne güç katacaktır.

Anayasa Mahkemesi’nin son zamanlarda verdiği kararlar sancılı ve sakattır.

Hak ihlalleri adı altında, milli haklara ve adalet duygusuna telafisi imkânsız zararlar verilmektedir.”

Değerli okurlarım,

Anlaşılan o ki Bahçeli anayasa ile teminat altında olan ve Anayasa Mahkemesinin bazı tutuklular açısından, “Hak İhlali” olarak tespit ettiği ve hükme bağladığı kişilik haklarına ilişkin kararlardan rahatsız.

Bir kişinin aylarca hatta yıllarca iddianame dahi hazırlanmadan cezaevinde hürriyetinin elinden alınarak tutuklanması, “Hak İhlali” değil midir?

Olması gereken cumhuriyet savcılarının tüm delilleri toplayıp iddianame hazırlayarak çok kısa sürede dava açması ve suçu olan varsa yargı kararı ile mahkûm edilmesi değil midir?

Örneğin;

Osman Kavala 19 Ekim günü gözaltına alındı ve 1 Kasım 2017’de tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne kondu.

Kavala hakkındaki iddianame ise 20 Şubat 2019’da, tutukluluğunun 477’nci gününde hazırlandı.

Yaklaşık 1 yıl 5 ay sonra iddianamenin hazırlanması “Hak İhlali” değil midir?

Türkiye’de yargının topallamasının nedeni siyasi baskı değil midir?

Değerli okurlarım,

Devlet Bahçeli Anayasa Mahkemesi kararlarından rahatsız ama asıl rahatsız olan ise Türkiye.

Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Osman Kavala’nın tahliye edilmesi yönündeki kararına Türkiye’nin yaptığı itirazı reddetti.

AİHM, Türkiye’nin başvurusunu reddederek tahliye talebini kesinleştirmiş oldu.

Kavala tahliye edildi mi? Hayır…

Osman Kavala Gezi Parkı davasında şubat ayında beraat etmişti.

Kavala’nın tahliyesi beklerken bu kez de 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında “casusluk” suçundan yeniden tutuklandı.

Yarın “casusluk” suçundan beraat ederse bakalım yeni bir suç isnat edilerek tutukluluk hali sürdürülecek mi?

Değerli okurlarım,

Çoklu Baro dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur.

CHP çoklu baro yasasının anayasaya aykırı olduğu iddiası ile AYM’ye başvurdu ancak mahkeme, “Anayasaya aykırılık” iddiasını reddetti…

Bu durumda yasa gereği barolar Ekim ayının ilk haftasından “çoğunluklu” olarak, çoğunluk sağlanamazsa da “çoğunluk aranmaksızın Ekim ayının ikinci haftasında genel kurullarını yapacaklardı.

Cumhur İttifakının avukatları MHP lideri Devlet Bahçeli’den talimat alarak çeşitli illerde barolar kurmaya başladılar.

Ancak, yeterli sayıda üyeye ulaşamadılar.

Bu durumda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu devreye girdi ve bir genelge yayınlayarak baroların genel kurullarını 1 Aralık 2020 tarihine kadar erteledi.

Hatta genelgeye bazı sivil toplum kuruluşlarını da ekledi ki hedefin direk barolar olduğu anlaşılmasın.

Şimdi soruyorum; Bu da hak ihlali değil midir?

Nitekim Ankara, İstanbul ve İzmir baroları başta olmak üzere birçok baro İçişleri Bakanlığı genelgesinin yürütmesini durdurulması ve iptali için idare mahkemelerine davalar açtılar.

Değerli okurlarım,

Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesi’nin yeniden yapılandırılmasına yönelik çağrısı için Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Parlamento yeni bir adım atarsa seve seve ben de varım” dedi.

Şimdi Anayasa Mahkemesinin 13 üyesini kimler seçti hatırlayalım:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından seçilenler;

1- Burhan Üstün

2- Prof. Dr. Engin Yıldırım

3- Muammer Topal

4- Muhammed Emin Kuz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından seçilenler;

5- Doç. Dr. Recai Akyel

6- Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez,

7- Yıldız Seferinoğlu

8- Selahaddin Menteş

9- Basri Bağcı

TBMM’de AKP oylarıyla seçilenler

10- Hicabi Dursun,

11- Celal Mümtaz Akıncı

12- Rıdvan Güleç

Diğer:

13- Serdar Özgüldür

Adalet eski bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’e Bahçeli’nin çağrısını ve Erdoğan’ın verdiği desteği nasıl değerlendirdiğini sordum.

Prof. Dr. Türk dedi ki;

“Anayasa Mahkemesi asıl görevi olan kanunların Anayasa’ya uygunluk denetimi yanında temel hak ve ِözgürlüklerin korunması bakımından da ِönemli kararlar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, Türkiye’de hukuk devletinin, hukukun üstünlüğünün en ِnemli güvencelerinden biri, demokratik rejimin kurumsal sigortasıdır.”

Peki, Bahçeli ve Erdoğan, “Demokratik rejimin kurumsal sigortası” olan Anayasa Mahkemesini “etkisizleştirmeyi” neden istemektedirler?

Rahatsızlıkları;

  • AKP tarafından atanan üyelerin kararlarından olabilir mi?

  • Anayasa’daki kişilik haklarının genişliğinden olabilir mi?

-Yüce Divan korkusundan olabilir mi?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
%d blogcu bunu beğendi: