SON DAKİKA

Günlük Bakış- Muhalif, Yorum, Haber, Makale sitesi

Ergenekon, Balyoz, Nuriye ve Semih

Ergenekon, Balyoz, Nuriye ve Semih
Bu haber 15 Eylül 2017 - 0:42 'de eklendi ve 12 görüntülendi kez görüntülendi.

 

 

Yalnızca işlerine geri dönmek istediler.

Çalışmak, üretmek, insan yetiştirmek. Bundan başka istedikleri bir şey yoktu.

Açlık grevine başladılar. Örgütsel değil, iki kişinin görevlerine iade edilmeleri için başlattıkları bir eylem. Üstelik insani bir eylem. Hiç bir örgütle, hiç bir terörle bağdaştırılamayacak, hakları olanın geri verilmesi için başlatılmış demokratik bir eylem.

Bu eylem halktan destek buldu. Yüksel caddesinin kalabalığı her geçen gün arttı. Çoğalan destek, çözüm üretmesi gerekenleri korkutmuş olmalı ki, çözüm yerine kendilerince sonuca gitmeye karar verdiler.

Tutuklandı bu iki kişi. Biri sınıf öğretmeni, diğeri akademisyen. Haklı nedenlere dayanarak başlattıkları eylemin sesi Ankara dan bütün Avrupa ya yayıldı. Tepkiler büyüdü, çağrılar çoğaldı. Yönetenler korkmuştu bir kere. Tükürdüklerini yalasalar yenilgi olacak onlar için. Daha sert tedbirlere baş vurdular.

Destek olanlar tehdit edildi. İsimlerini anmak bile suç kabul edildi. Demokratik devlet görünümünden daha çok kabile yönetimine döndü bu davada ki görüntü. Bilmem kaçıncı sınıf Afrika ülkelerinde bile görülemeyecek uygulamalara geçildi.

 

Mahkemelerinden bir gün önce, evet bir gün önce canlı bombaları eylem yapmadan yakalayamayız diyenler, Nuriye ve Semihin 18 avukatını ani baskınlarla tutuklayıp, savunma evraklarına el koydular. Avukatların daha önce de sokaklarda dövülüp, darp edildiğine tanık olduk. Hukuku işletmeye çalışanlar, hukuksuzluğa kurban edilmeye başladı. Önemli noktalardan bir tanesi de burada ortaya çıkıyor. Nuriye ve Semih için binin üzerinde avukat gönüllü çalışırken, ve her türlü baskıyla karşılaşıp direnirken TBB başkanından hiç ses çıkmıyor. Ses çıkmadığı gibi kendisini de göremiyoruz. Elbette sarayda sabah kahvaltısı yapmaya benzemiyor bu işler. Orada oturunca o koltuğun hakkı neyse ona göre davranmak zorunda olduğunu düşünüyoruz. Yani meslektaşlarını, baskı altında görevlerini yapmaya çalışırken işkencelere uğrayan avukatları desteklemen gerekir. Bunun için birilerinin talimat mı vermesi gerekiyor.

Bütün bu işler olurken, yönetenlerin kendilerinin haklı olduğunu gösterme çabalarına da tanık olduk. İç işleri bakanımız sayın Soylu, Nuriye ve Semihin DHKP-C üyesi olduklarını açıkladı. Bu açıklama nedense yakın geçmişimizde yaşadığımız Ergenekon ve Balyoz davalarını hatırlattı. O davaların da savcısı olmuşlardı. Sonuç fiyasko çıktı. Şimdi aynı durum Nuriye ve Semih için uygulamaya koyuldu. Bu açıklama için her hangi bir evrak sunumu yapılmadı, yapılamaz da. Çünkü bu iki kişinin öz geçmişleri incelendi ve en ufak bir karanlık iş görülemedi. Tertemiz bir öz geçmişi ancak açıklamalarla suçlamaya çalışabilirlerdi, sonuç olarakta onu yaptılar.

TBB başkanı Metin beye sorarak yazıyı bitirmek istiyorum. 

Bütün Avrupanın bile gündemine oturmuş olan böyle bir davada daha ne kadar suskun kalacaksınız?

Baskı altına alınıp tutuklanan avukatlar sizin gözünüzde hukukçu değil mi?

Oturduğunuz koltuk sessiz kalmanızı mı öneriyor size.

En azından bu davada neden sessiz kaldığınızı açıklayarak içimizi serinletebilirsiniz.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
%d blogcu bunu beğendi: