SON DAKİKA

Günlük Bakış- Muhalif, Yorum, Haber, Makale sitesi
turhan feyizoglu
turhan feyizoglu
Harun Karadeniz: “Gençliği ülke sorunlarıyla ilgilenmeyen bir ulusun sonu gelmiş demektir”
Bu haber 15 Ağustos 2020 - 11:45 'de eklendi ve 152 görüntülendi kez görüntülendi.

Turhan FEYİZOĞLU

 

“Gençlik olarak biz, ülke sorunlarıyla ilgilenmeyi görev biliyoruz. Çünkü ülkenin geleceği, gençliğin geleceğinden ayrı düşünülemez. Biz ülke sorunlarıyla ilgilenmekle, gerçekte kendi geleceğimize sahip çıkmış oluyoruz. Yaşlı kuşağın bize devredeceği Türkiye’yi, Amerikan üslerini, bizi Amerika’ya bağlayan ikili anlaşmaları, yıldan yıla artan dış borçları ve Türk halkının nasıl sömürüldüğünü görüp de ülke sorunlarıyla ilgilenmemek, en yumuşak söyleyişiyle ihanettir. Türk ulusuna ihanettir. Türk devletinin geleceğine ihanettir.”

Öğrenci lokalinde yapılan İTÜ yeni öğretime başlayış törenine İstiklal Marşı ile başlandı ve daha sonra Vedat Demircioğlu için saygı duruşunda bulunuldu.

Harun Karadeniz, bu açış konuşmasının sonunda şunları söylemişti:

“Sonra Vedat öldü. Ama Vedatlarımız çok bizim. Tam bağımsız bir devlet ve halktan yana bir ekonomik düzen kurmak için daha bir Vedat’ın kanı akacak. Ve bu kanlar Amerikancı iktidarı da Türkiye’deki Amerika’yı da boğacaktır.”

Yaşamı boyunca ülkenin sorunlarıyla ilgilenen Harun Karadeniz, 6 Eylül 1942’de Giresun’un Alucra ilçesi Armutlu köyünde doğdu.  Bulancak Ortaokulunu 1957 yılında bitirdi ve aile Samsun’a taşındı.

1957-1958 ders yılında Samsun “19 Mayıs Lisesi”ne kaydını yaptırdı.

19 Mayıs Lisesi, Orta Karadeniz bölgesinin en iyi okuluydu. Lise adını Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastığı günden alıyordu. Mustafa Kemal, 19 Mayıs Lisesi’ni ilk kez 24 Eylül 1924’de, ikinci kez  26 Kasım 1930’da ziyaret etmişti. Cumhurbaşkanı Atatürk, ikinci ziyaretinde okuldaki bir tarih dersine katılarak öğrencilerle sohbet etmiş ve tarih dersi vermişti.  Okulun adı ve Mustafa Kemal Atatürk’ün okulu iki kez ziyaret etmesi okul tarihi boyunca her zaman anılmış, anılmaya devam edecektir.

NATO’ya Hayır Haftası düzenlediği zaman İTÜÖB Başkanı Harun Karadeniz, 20 Mayıs 1968 Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında özetle şunları söylüyordu:

“Yozlaşmış 19 Mayıslara karşıyız. 19 Mayısta gençliğin görevi stadyumlarda spor yapmak değil NATO’ya Hayır demektir. 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal’in sömürgenleri Anadolu’dan kovmak için Samsun’a ayak bastığı gündür. Sömürgenlere karşı Anadolu halkının savaşa başladığı bugün, gençlik tıpkı 19 Mayıs 1919’da olduğu gibi sömürgenleri Anadolu’dan kovmak için savaşa başlamaktadır. 19 Mayıs’ta gençliğin görevi stadyumlarda spor yapmak değil, NATO’ya hayır demektir. Bağımsızlık için NATO’ya hayır, 54 ikili anlaşmaya hayır, 101 tane yabancı üsse hayır, diyoruz. NATO’ya Hayır Haftası bitti. Fakat, NATO’dan çıkıncaya kadar NATO’ya Hayır kampanyası devam edecektir.”

19 Mayıs Lisesi öğrencisi Harun, o dönem ki, siyasi tavrını şöyle açıklıyor:

“Zamanın CHP’sine yakın ve DP’ye karşı bir tavır almıştım. O yıllarda DP’nin yaptıklarına kızıyordum. Özellikle milli kahramanımız İnönü’nün başına taş atma olayının bence affedilebilir hiçbir yanı yoktu.”

30 Nisan 1959 Perşembe günü Uşak’ı ziyaret etmekte olan CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Uşak tren istasyonunda saldırıya uğradı. İnönü’ye atılan taşlardan biri başına isabet etti ve yere düştü. İnönü, yerden kalkıp saldırı yapan DP’lilerin üzerine yürüdü.

Bu yıllarda başta üniversiteler, liseler olmak üzere hatta ortaokul ile ilkokullar da bile DP’ye yönelik eylemler yapılıyordu.

27 Mayıs 1960 ihtilali yapılıp DP iktidardan düşürülünce Harun, bu olayı sevinçle karşılıyor.

28 Mayıs 1960 Cumartesi günü, 19 Mayıs Lisesi bahçesinde toplanan ve aralarında Harun’un da bulunduğu yüz lise öğrencisi, büyük bir Türk bayrağı ile Samsun caddelerinde, “Ya ya ya, şa şa şa, ordu ordu çok yaşa, “Hürriyet, hürriyet, hürriyet”, “Diktatörler kahrolsun” diye bağırarak eylem yaptı.

1962-1963 ders yılında İTÜ İnşaat Fakültesi’ne girdi. Üniversite öğrenimine başlaması ile birlikte ülkenin içinde bulunduğu gerçekle daha iyi tanışan, gençliğin ve toplumun sorunlarıyla daha yakından ilgilenmeye başlayan Harun Karadeniz, kısa sürede kendini gençlik eylemlilikleri arasında buldu ve onun önde gelen liderlerinden biri oldu.

Harun, İnşaat Fakültesi birinci sınıftayken, bir gazetenin açtığı, “Köy Okullarına Yardım” kampanyası için amfide bir konuşma yaptı. Birinci yıl Maraş’ın Göksun ilçesinin Fındık Köyü, ikici yıl Sivas’ın Hafik ilçesinin Çınarlı Köyü “Kardeş Köy” okulları seçildi ve toplanan yardımlar buradaki köy okullarına gönderildi.

Harun, bu ataklığı ile 1964-1965 ders yılında İnşaat Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanı seçildi.  Talebe Cemiyeti olarak “Yeni Kovan” adında bir dergi çıkarttı.

İki sayı yayımlanabilen derginin birinci sayısında “Kaybolan Ülküler”, ikinci sayısında “Kalkınmamız ve Biz” başlıklı yazıları yayınlandı. İyi hatipliğinin yanında iyi bir yazar olduğunu da daha sonra yazdığı: “Kapitalsiz Kapitalistler”, “Eğitim Üretim İçindir”, Devrimcinin Sözlüğü”, “Yaşamımdan Acı Dilimler” kitapları, yazdığı onlarca broşür ve bildirilerle kanıtladı.

1965 yılında İnşaat Fakültesi Başkanlığı yaparken bir haksızlığa uğrar ve mahkemeye gidip gitmeme konusunda kararsızdır. Harun, “O günlerde benim için mahkemeye düşmek cehenneme düşmek gibi bir şeydi.. Mahkemeye düşmek benim için ölmek yok olmakla eşdeğerdi.. İyi adam mahkemeye düşmezdi.”

Korkmakta da haklıydı Harun. Suçsuz yere tutuklandı, uzunca süre cezaevlerinde yattı. Kanser hastasıydı. Tedavisi geciktirildi ve 15 Ağustos 1975’de vefat ettiğinde 33 yaşındaydı.

İktidar baskısı adım adım artarak üzerine geliyor genç devrimcinin

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Birinci Şube memurları, 22 Ocak 1965 Cuma günü, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğünden izin almadan Teknik Üniversite’nin içine girip bir öğrenciyi soruşturup takip etmeleri, öğrencilerle polis memurları arasında tartışmaya sebep oldu.

İstanbul’da bulunan İranlı Yüksek Tahsil Öğrencilerinin dünkü kendi memleketleri ile ilgili olarak yaptıkları sessiz yürüyüş üzerine Birinci Şube memurları, bugün, Teknik Üniversite’nin merkez binasına gitti. Kapının önünde duran polis cipinden inen üç memur, Rektörlükten izin almadan Türkiye’deki İranlı öğrencilerin geçen yıl ki başkanı Perviz Purmehdi’yi soruşturdu.  Memurların, öğrencinin derste bulunduğu sınıf kapısına gidip beklediklerini gören ve aralarında Harun Karadeniz’in de bulunduğu öğrenciler, polislere üniversite özerkliği olduğunu, Emniyet memurlarının Rektörlükten izin almadan üniversite içine giremeyeceklerini bildirdi. İddiaya göre polisler, “Kanunun bittiği yerde sopa ve dayak konuşur” şeklinde konuşmuşlardır. Bu sözler öğrencilerle polisler arasında tartışmaya sebep oldu, daha sonra Rektörlük genel sekreterinin müdahalesi ile tartışma önlendi ve memurlar İranlı öğrenciyi alıp götürdü. İTÜ İnşaat Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanı Harun Karadeniz de bir bildiri yayınlayarak, polislerin davranışını kınadı.

Enternasyonal devrimci dayanışma daha sonrada devam etti. İran hükümeti kendisine muhalefet eden 8 devrimci öğrenci liderini idama mahkum etti.

İTÜÖB Başkanı Harun Karadeniz ve İTÜTOTB Başkanı Çetin Uygur,  bu kararı kınamak amacıyla, 18 Kasım 1968 Pazartesi günü, İran Şahına bir protesto telgrafı çekti.

1965 sonbaharında İnşaat Fakültesi Talebe Cemiyeti’nin genel kurulu yapılacaktı. Dönemin iktidarı kendi yandaşı olmayan talebe cemiyetlerini sahte genel kurullarla çift başlı hale getiriyor, işlevsiz kılıyordu. Sorun mahkemeye yansıyor mahkemelerde aylarca, yıllarca sürüyordu.  İnşaat Fakültesi Talebe Cemiyeti de iktidar tarafından çift başlı hale getirildi ve iki yıl sonra kazanılan davanın ardından yapılan genel kurulda Cemiyet Başkanlığına Yaşar Yılmaz seçildi.

1965 sonbaharında iktidarın oyunu devrimcilerin yönetiminde olan İTÜTB, İÜTB, TMTF, MTTB dahil bütün öğrenci örgütleri üzerinde yaşandı ve çift başlı hale getirildi. Sadece çift başlı hale getirilmedi devrimci öğrencilerin kazandığı talebe cemiyetlerine kışkırttığı gençleri saldırttı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Şubesi Talebe Birliği seçimlerinden sonra, MTTB’ne mensup gençlerle, İTÜ’lü gençler arasında arbede çıktı, 15’e yakın öğrenci, Taksim İlk Yardım Hastahanesinde tedavi gördü. 12 Nisan 1968 Cuma günü, Ergin Tolon’un Cemiyet başkanı seçilmesinden sonra, İTÜ’lü gençler, Gümüşsuyu’ndaki yurtlarına dönerken Maçka sırtlarında, kendilerini, “Mukaddesatçı Gençler” olarak tanıtan 50 kadar gencin saldırısına uğradı. İTÜ’lü gençler, başlarında İTÜ Talebe Birliği Başkanı Harun Karadeniz ve Maçka Teknik Okulu Başkanı Çetin Uygur olmak üzere, Mukaddesatçı gençlerle kıyasıya taş kavgası yaptı.

Talebe örgütlenmelerinde bu tür sorunlar yaşandığı için farklı örgütlenmelere gitti devrimci gençler.

1965 seçimlerinde TİP, 15 tane milletvekiliyle TBMM’de yer alınca sosyalist mücadele hız kazanmıştı, Fikir Kulüpleri yaygınlaşmaya başladı. FKF kuruldu.

1967’de Samsun 19 Mayıs Fikir Kulübü: Mümin Karaoğlu, Harun Karadeniz, Yılmaz Abanos, Tamer Erdoğan,  Mustafa Kökçeli tarafından kuruldu.

Fikir Kulüpleri yaygınlaşmaya başladı ama bu kez de sol içi tartışmalar ve bölünmeler başladı.  Sosyalist Devrim (SD), Milli Demokratik Devrim (MDD) tartışmaları nedeniyle sol içi tasfiyeler oldu.

1969’da Harun Karadeniz, Sosyalist devrimci olduğu gerekçesiyle yapılan toplantı sonunda MDD’ciler tarafından kurucu üye olduğu Samsun 19 Mayıs Fikir Kulübü’nden ihraç edildi. İhraç edilme oylamasına katılanlar arasında İsmail Yeşilyurt ile Sarp Tokbudak da vardı.

1968 Mart’ında İTÜÖB Başkanlığına seçilmişti Harun. İstanbul Teknik Üniversitesi Öğrenci Birliği’nin 30 Nisan 1969 Çarşamba günü yapılan kurultayında Harun Karadeniz, yerini Mimarlık Fakültesi’nden MDD’ci Tarık Almaç’a bıraktı. Çok hareketli geçen yıllık genel kuruldan sonra İdari İşler Başkan Yardımcılığına da Kemal Günaydın getirildi. “Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye Grubu”nun temsilcileri seçimlerden zaferle çıktıklarını açıkladı.

Bir çok fikir kulübün, FKF Genel Merkezinin, öğrenci birliklerinin milli demokratik devrimcilerin eline geçmesi üzerine sosyalist devrimci gençler, değişik örgütlenmelere gitti.

Sosyalist Devrimci bazı gençler, “Çekirdek” adında bir örgütlenme oluşturup çalışmalarına bir süre böyle devam etti.

İlk toplantılarını 4 Mayıs 1969 Pazar günü Osman Saffet Arolat’ın Fındıklı’daki evinde yapan bu toplulukta yer alan kişilerden bazıları:

Osman Saffet Arolat, Harun Karadeniz, Hülya Kınaloğlu, İlkay Alptekin-Demir, Necmi Demir, Süleyman Balkan, Işıtan Gündüz, Taner Kutlay, Nabi Yağcıoğlu, Atilla Coşkun, Veysi Sarısözen, İvrem Keskinoğlu, Cihan Şenoğuz, Alpay Biber, Güray Tekin Öz, Faruk Pekin, Şeref Yıldız, Bekir Sıtkı Coşkun ve Masis Kürkçügil.

Bu örgütlenme 1969’un sonlarında dağılmış, içlerinden bir kısmı TKP’ye, bir kısmı TİP’e, bir kısmı da THKP-C’ye gitti.

Harun Karadeniz de 1970’te ANT dergisi Yazı Kuruluna katıldı.

“Çekirdek” grubu olarak yapılan bütün toplantılar MİT tarafından ses kaydına alınmıştı.

Daha sonra bu ses kayıtları İstanbul Sıkıyönetim Askeri Mahkemesince açılan “Gizli TKP” Davasında delil olarak kullanılacaktı.

“Çekirdek”te esas tartışmalar Harun Karadeniz ile Veysi Kemal Sarısözen arasında yaşanıyordu.

Yaşananlar sadece bunlar değildi.

Okulunu bitirip Yüksek İnşaat Mühendisi olan Harun Karadeniz, 1969 yılından beri kanser hastalığını yenmeye çalışıyordu.

Kanser hastası olduğu konusunda ilk teşhis 7 Ocak 1969 tarihinde İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından verilen raporla ortaya çıktı.

Yaşamı mücadele içinde geçti

Bunlardan bazılarını özetle şöyle sıralayabilirim.

1964 Ağustos: Yunanın Kıbrıs’ta yaptığı Türk soykırımı kınama eylemlerine  katıldı.

1964: Üniversitede ABD gazozunu  yasaklama eylemlerini gerçekleştirdi.

1965 Mayıs: “Milli Petrol” kampanyasını yürüttü.

1967 Nisan: “Ormanlar Özelleştirilemez” etkinliklerinde önderlik yaptı.

1967 Kasım: İstanbul’dan Ankara’ya yapılan dönemin en büyük öğrenci yürüyüşü olan “Özel okullar devletleştirilmelidir” yürüyüşünde yer aldı  ve kampanyasında etkin rol oynadı.

1967 Haziran: Uluslararası Gençlik Festivali’ni düzenledi.

1968 Nisan: “NATO’ya Hayır Haftası” düzenledi.

1968 Haziran’ın da “Eğitimde Devrim” şiarıyla eğitim sisteminin değişmesi için çaba gösterdi.

1968 Temmuz: Grevci işçileri ziyaret. Üniversitelerde meydana gelen işgal olaylarını örnek alan işçiler de haklarını alabilmek amacıyla Derby Lastik Fabrikasını işgal etmişlerdir. Derby Lastik Fabrikası işvereni, işçilerin gerçek sendikası olan Lastik-İş Sendikasını bir kenara iterek sarı bir sendikayı muhatap alması üzerine, işçiler fabrikayı işgal etmiştir. İşgalin ikinci günü İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Özel Yüksek Okullar İşgal Konsey ve Komiteleri adına gençlik heyetleri 4 Temmuz 1968 Perşembe günü Derby Fabrikası’nı ziyaret ederek, üzerinde, “Hak verilmez alınır” yazısı bulunan bir buketi işçilere vermişlerdir. İşçilere buket verildikten sonra İTÜ Talebe Birliği Başkanı Harun Karadeniz, işçilere hitaben şu konuşmayı yaptı: “Bizler, devrimci Türk gençliği olarak her zaman emekçi halktan yana çalışmalar yapmak yolunda ve ve azmindeyiz. Patronların ezdiği, sömürdüğü siz emekçi kardeşlerimizi, babalarımızı, amcalarımızı bütün gücümüzle desteklemekteyiz. Bu fabrikada sizleri, diğer fabrikalarda daha bir çok emekçi halkı sömüren patronlar şunu bilmelidir ki, bu işçiler yalnız değildir. Bu halkın evlatları olan bizler, halka dönük düzeni kurana dek çalışacağız. Bugün burada sizin yanınızdayız. Sizi desteklediğimizi ve her zaman siz emekçilerden yana olduğumuzu bilesiniz diye geldik. Gerektiğinde yine geleceğiz ve her hareketinizde sizle beraber olacağız. Sizin bu hareketinizin, haklarınızın bilincine varan bütün emekçilerin haklarını alma çalışmalarına örnek olacağına inanıyoruz. Hepinize başarılar diler, kutsal hareketinizi candan destekleriz.”

Karadeniz’in bu konuşmasından sonra işçiler adına konuşan bir temsilci, teşekkür etti, sonra hep birlikte, “İşçi gençlik elele” diye bağırıldı ve marşlar söylendi.

1968 Temmuz: ABD 6. Filo’ya karşı direniş eylemlerinde öncülük yaptı. Bu eylemlerde Hukuk Fakültesi öğrencisi Vedat Demircioğlu öldürüldü. 6. Filo’ya karşıt eylemlere katıldığı gerekçesiyle hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkartıldı. Teslim olmadı. 18 Ekim 1968’de Kadıköy’de yakalanan İTÜÖB Başkanı Harun Karadeniz, 19 Ekim 1968 Cumartesi günü, mahkemede ifadesinin alınmasından sonra serbest bırakıldı.

1968 Kasım: Devrimci Eğitim Şurası’na katıldı.

1968 Aralık: İstanbul’dan Ankara’ya “Onlar Ortak Biz Pazar İşte Size Ortak Pazar” sloganıyla  “Montaj Sanayiine  ve Ortak Pazar’a (şimdiki AB) Hayır” yürüyüşünü düzenledi.

1969 Şubat: “6. Filo’ya Hayır Haftası ve Emperyalizme Karşı İşçi Yürüyüşü” düzenledi. Yürüyüşe  dinci  yobazlar saldırdı. Duran Erdoğan ile Ali Turgut Aytaç adlı iki TİP’li öldürüldü.

1969 Mart: Sinop-Gerze’de Tütün üreticisi emekçileriyle eylemler yaptı, açık oturumlar düzenledi.

Özverili, bilinçli, örgütlü çalışmalarından dolayı ödül verildi Harun’a.

TÖS Yürütme Kurulu, 1968 yılı içinde: 1-Mesleki alanda olsun, halk içinde olsun örgütlenme, 2- Kapitalist düzen uygulamalarına direniş, 3- Emperyalizme ve sömürüye karşı çıkma, 4- Tam bağımsızlık fikrinin yayılması, 5- Halka dönük ve halk yararına işleyen devrimci eğitim, 6- Ve Anayasanın tam uygulanması, konularında halka, öğretmenlere, aydınlara ve öğrencilere önderlik eden ve uğradıkları baskılara, hatta fili tecavüzlere aldırmadan etkinliklerini sürdürdükleri anlaşılan bir öğretmen ile bir öğrencinin kahraman olarak seçilmesine, bunların birer plaka ve biner lira değerinde kültür yapıtı armağan edilerek mükâfatlandırılmasına karar vermişti.

Bu maksatla seçilen Doç. Dr. Osman Nuri Koçtürk, Necat Erder, Hürrem Arman, Mehmet Durukan, Demir Ünsal, Cahit Şenkoy, Safa Güner’den kurulu jüri, çalışmalarını bitirmiş, 16 öğretmen, 10 öğrenci aday arasından öğretmenlerden Malatya TÖS şubesi eski başkanı H. Nedim Şahhüseyinoğlu’nu, öğrencilerden İTÜÖB eski başkanı Harun Karadeniz’i armağana lâyık görmüştür.

Armağana aday gösterilen kahraman öğrenciler şunlardı:

Harun Karadeniz, Yusuf Küpeli, Sinan Cemgil, Fevzi Altuğ, Murat Koğacıoğlu, Zeki Sarıhan, Timur Erkman, Halit Koçer, İbrahim Kaypakkaya.

Jürinin seçtiği iki devrimci kahramanın armağanları bağlı bulundukları örgütler eliyle kendilerine verilecekti.

TÖS genel merkezi tarafından düzenlenen ve yılın en kahraman öğretmen ve öğrencisi seçilen Harun Karadeniz ile Nedim Şahhüseyinoğlu’na ödülleri, 30 Haziran 1969 Pazartesi günü, düzenlenen törenle kendilerine verildi.

Ama, Harun’un devrimci mücadelesinden memnun olmayanlarda vardı.

23 Mayıs 1971 günü gecesi “Balyoz Harekatı” nedeniyle İstanbul’da sokağa çıkma yasağı konmuştu. Her ev tek tek aranacaktı. Sıkıyönetimce arananlardan Harun Karadeniz, Osman Saffet Arolat, Aydın Engin ve Masis Kürkçügil, sığınacakları bir ev aradı. O akşam bir evde kaldı Harun Karadeniz ile Masis Kürkçüğil. Aydın Engin ile Osman Saffet Arolat da Seçkin Selvi’nin evinde kaldılar.

Saklanmak, ev bulmak zorlaşmıştı. Harun, 11 Haziran 1971 günü Gizli TKP davası nedeniyle gözaltına alındı, sonra tutuklandı. Aynı davadan tutuklanan Hülya Kınalıoğlu ile bu dönem nişanlıydı ve aynı davadan tutuklanan Osman Saffet Arolat ile bacanaktı.

Harun’la bu davada tutuklu yargılananlardan bazıları: Vedat Günyol, Mustafa Çetin Özek, Lütfullah Şadi Alkılıç, Şiar Yalçın, Sebahattin Eyüboğlu, Mağdelana Rufer, Azra Erhat, Matilda Gökçeli, Seçkin Selvi- Çağan, Zeynep Sağnak, Ahmet Nihat Sargın, Masis Kürkçügil, Taner Kutlay.

Yaklaşık dört ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan Harun Karadeniz, yeni bir dava nedeniyle 17 Ağustos 1972’de İstanbul Selimiye’de sıkıyönetim tarafından gözaltına alındı ve Ankara’ya götürüldü. Yaklaşık iki ay askeri cezaevinde tutuklu kaldı, serbest bırakıldı.

Suçlandığı, yargılandığı bütün davalardan beraat etti.

Evlendi. Harun ile Hülya’nın 26 Mart 1974’te bir kızları dünyaya geldi. Avukatları Gülçin Çaylıgil’e duydukları sevgiden ötürü adını Gülçin koydular.

Harun, ölmeden beş gün önce 10 Ağustos 1975’te hasta yatağındayken şöyle diyordu:

“Yeniden dünyaya gelsem, mutlaka aynı şeyleri yapardım.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
%d blogcu bunu beğendi: