SON DAKİKA

Günlük Bakış- Muhalif, Yorum, Haber, Makale sitesi
Kendisine oy vermeyen bütün Kürtleri cezalandırıyor
Bu haber 07 Mart 2021 - 8:12 'de eklendi ve 33 görüntülendi kez görüntülendi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP üzerine olağanüstü bir baskı uygulandığını söyledi.

KRT TV’de Zeynep Gürcanlı, Yıldız Yazıcıoğlu ve Nergis Demirkaya’nın sorularını yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

HDP’nin 6,5 milyon oy aldığını belirten Kılıçdaroğlu, “Siz HDP’yi kapatarak 6.5 milyon insanı cezalandıracaksanız. Bunun adı demokrasi değil. Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsunları ise, Anayasa böyle tanımlıyorsa, tüzel kişilik suç işlemez, içindeki insanlar suç işlerler. Varsa onunla ilgili bir şey davalar açıyorsunuz zaten, hapse atıyorsunuz, kayyumlar atıyorsunuz zaten. Haklı mısınız, haksız mısınız o da belli değil çünkü netleşmiş bir yargı kararı yok. HDP üzerine olağanüstü bir baskı uygulanıyor” diye konuştu.

“Gördüğüm tablo şu; iktidar kendisine oy vermeyen bütün Kürtleri cezalandırmak istiyor” diyen Kılıçdaroğlu, “‘Siz nasıl bana değil de başka bir partiye oy verirsiniz’ şekliyle cezalandırmak istiyor. Muhafazakar Kürtler de buna karşılar. ‘Siz bir partiyi neden kapatıyorsunuz, Kürtleri neden cezalandırmak istiyorsunuz? Biz de bu ülkenin asli unsurlarıyız, biz de bu ülkede yaşıyoruz, Ankara’da, Diyarbakır’da, Rize’de, Trabzon’da her yerde biz de varız. Bizler de Kurtuluş Savaşı’nı birlikte verdik, Çanakkale’de de biz varız, Gaziantep’te de, Kahramanmaraş’ta da bizler varız’ diyerek haklı olarak tepki gösteriyorlar” ifadelerini kullandı.

“DEMİRTAŞ VE KAVALA’NIN SERBEST BIRAKILMASI LAZIM”

İnsan Hakları Eylem Planı hakkında değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanına hakaret diye açılan davaların tamamından vazgeçilmesi lazım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının derhal uygulamaya konması lazım. Selahattin Demirtaş’ın, Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması lazım. Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayan yargıçların derhal görevlerinden alınmaları lazım. Bunlar yargıç değil. Bunlar, siyasi otoritenin talimatını yerine getirdiler. Erdoğan samimiyse, bu hakimleri yargının tamamen dışına çıkarması lazım. Bu davranışları yaparsa, biz de samimi adımlar atıldığını düşünebiliriz” dedi.

“KADINLARIN MEVCUT SİYASAL İKTİDARDAN KURTULMASI GEREKİYOR”

Kadın bütün yükü omuzlayan ama gelişen olaylarda oy vermek dışında bir sorumluluğu olmayan, bütün o ekonomik yükün omuzlarına yıkıldığı durumda. Kadını bu pozisyona düşüren siyasal anlayıştan kadınların kendilerini kurtarmaları gerekiyor. Bunu oy kullanarak, demokratik yollarla yapacaklar. Bu tabloyu ortaya çıkaran kim? Mevcut siyasal iktidar. Dolayısıyla kadınların mevcut siyasal iktidardan kurtulmaları gerekiyor.
Kadınları hak arayışlarına hepimizin saygı duymamız gerekiyor. Israrla söylüyorum; hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diye. Bir çocuğun yatağa aç girmesi, o annenin o akşam uyumaması demektir. Evladın anne için ne kadar değerli olduğunu hepimiz biliyoruz. Böyle bir tablo var.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

İstanbul Sözleşmesi hakkında da konuşan Kılıçdaroğlu, “Bizim tutumuz belli. İstanbul Sözleşmesi, parlamentodan oy birliği ile geçti, kimse itiraz etmedi. Artık bütün dünyada, bütün ülkeler bunu İstanbul Sözleşmesi olarak dillendirecekler. Bütün siyasi parti liderleri bu konuda tumturaklı laflar ettiler. Neden geriye dönüş? Hangi mantıkla, hangi anlayışla? Anlamış değilim. Kim geriye dönüş mesajı veriyorsa o kişiyi, bir partinin genel başkanıysa o partiyi kadınların cezalandırması gerek” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “‘Ben bir hak elde ettim, İstanbul Sözleşmesi parlamentoya geldiğinde hepiniz el kaldırdınız, peki nasıl oldu, ne değişti de bu kadar kadına yönelik şiddet artarken, kadınlar hayatlarını kaybederken kadının elde etmeye çalıştığı bu hakları elinden almaya çalışıyorsunuz?’ diye sormalı kadınlar.”

“BURAYI NASIL DAĞITABİLİRİZ DİYE ÇALIŞMA YAPIYORLAR”

Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın Millet İttifakı ile oynamaya çalıştığını söyledi.

CHP lideri, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Saray tarafından şöyle bir stratejinin izlendiğini biliyorum: Önce CHP’nin içini bir karıştıralım, olmadı. CHP’yi bölebilir miyiz, istediklerini ne ölçüde gerçekleştirdiler bilemiyorum. İYİ Parti ile HDP’yi yan yana getirip zor durumda bırakmak, parlamentoda zorlamak, algıyı tabana vermek ve Millet İttifakı’ndan çatlamaya yol açmak için uğraşıyorlar. Saadet Partisi’ni Millet İttifakı’ndan koparabilir miyiz diye bir arayışa girdiler.

Gördüğümüz tablo şu; Cumhur İttifakı, Millet İttifakı ile oynamaya çalışıyor. Devletin içindeki bütün kurumları harekete geçirmiş vaziyette. Gerek mali açıdan, gerek diğer açılardan her türlü destek veriliyor. Burayı biz nasıl dağıtabiliriz, nasıl bölebiliriz, nasıl kavga eder hale getirebiliriz diye çalışma yapıyorlar.”

DAMAT NEREDE KAMPANYASI… “ESPİRİDEN ANLAMAYAN BİRİNİN DEVLETİ YÖNETME ŞANSI YOKTUR”

Damat nerede diye toplum soruyor. Bunu espri ile sormaya başladık, damat dava açtı. Espriden anlamayan bir kişinin devleti yada belli bir yeri yönetme şansı yoktur. O at gözlüğü takmış gibi belli bir noktaya bakar ve o çerçevede hareket eder. Oysa çok geniş bir toplumsal alan var, o alan içerisinde Türkiye var. Bütün bunlara baktığınız zaman göremiyorsanız, espriden de, nükteden de anlamazsınız, hayattan da zevk almazsınız. Doğrularınız var, başkalarının doğruları olamaz ve herkes sizin doğrularınızı kabul etmek zorunda, onun dışına çıkamaz diye düşünürseniz toplumu dar bir çerçeveye koymuş olursunuz.

“BUNLARDA AKIL YÜRÜTME KAPASİTESİ YOK Kİ”

Anayasa diyor ki, bu konuda grup kararı alınamaz, Milletvekili vicdani kanaatine göre el kaldırıp indirsin. Erdoğan çıkıp diyor ki, dokunulmazlık dosyalarını getireceğiz, eller kalkıp inecek, dokunulmazlıklar kalkacak. Ne demek bu, ben Anayasayı tanımıyorum demek. Başka ne demek? Ak Parti’nin Milletvekilleri milletin vekilleri değil, benim vekillerim. MHP de bana bağlı, hangi talimatı verirsem MHP ile Ak Partili Milletvekilleri ellerini kaldırıp indirecekler. Neden? Bunlarda akıl yürütme kapasitesi yok demek ki. Bu Milletvekillerinde aklıyla düşünmek, vicdanıyla düşünmek, hukuka göre düşünmek yok, benim talimatlarımı dinlerler, diye düşünüyorlar sanırım.
Bu parlamentoya hakarettir, parlamentoya inançsızlıktır.

Dosyalar alınır, komisyonlarda tartışılır, Milletvekilleri araştırır, oturur vicdani kanaatine göre karar verir. Ama onun için önce sen yargı bağımsızlığını sağlayacaksın.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
%d blogcu bunu beğendi: