SON DAKİKA

Günlük Bakış- Muhalif, Yorum, Haber, Makale sitesi

Laiklik ve Tanımları.

Laiklik ve Tanımları.
Bu haber 02 Ağustos 2013 - 16:12 'de eklendi ve 13 görüntülendi kez görüntülendi.


Türkiye’deki laikleşme sürecini anayasal olarak izleyecek olursak; 1924 Anayasası’nda devlet din münasebetleriyle ilgili sadece iki madde vardır. 1924 Anayasası’nın 2. maddesi devletin dininin İslâm olduğundan bahsediyor. 75. maddesi ise “kimse mensup olduğu din, mezhep, tarikat ve felsefi içtihattan dolayı muaheze edilemez. Asayiş ve adabı muaşereti umuriye ve kavanine mugayir olmamak üzere her türlü ayin serbesttir” demektedir.
1937 yılında yapılan değişiklikle 2. maddedeki “dini İslam” ibaresi kaldırıldı. Ve laiklik ilk defa olarak Anayasaya girdi. 75. maddede felsefi içtihat başa alındı. “Tarikat” kelimesi kaldırıldı.
1961 Anayasası 2. maddedeki laikliği muhafaza etti. 19. ve 20. maddelerde “inanç, düşünce ve kanaatini tek başına ve topluca yayma hürriyetini getirdi.

1971 yılında değişiklikle bu maddede “Bu yasak dışına çıkanlar ve başkasını bu yolda kışkırtanlar kanuna göre cezalandırılır” şekline sokuldu.

1961 Anayasasının 57. maddesi siyasi partilerin tüzük ve programlarının “Laik Cumhuriyet ilkelerine uygun olma” şartını getirdi.
1971 yılında 26. maddede gerekirse Laik Cumhuriyetin korunması için “halkın basın dışı haberleşme araçlarından faydalanma hakkından feragat” edilebileceği hükmünü getirdi.
1982 Anayasası’nın 24. maddesi herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu söyler fakat; “Kimse devletin sosyal, ekonomik ve siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma ………………… dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz” demektedir.
1982 Anayasası’nda, milletvekilleri yemin ederken “…… Demokratik ve Laik Cumhuriyet ilkesi……” ibaresi geçmektedir.
Ayrıca diyanet işleri ile ilgili 1982 Anayasası’nın 136. maddesi Başkanlığın “….. laiklik ilkesi doğrultusunda ……” görevlerini yerine getireceği hükmü vardır.

Siyasî Tanımı: 
Dindaşlık ile yurttaşlık statülerinin birbirinden ayrılması demektir. Bundan dolayı Lâik bir siyasi sistemde devlet adamları ile halkın aynı din veya mezhebe mensup olma şartı bulunmadığı gibi, vatandaşların da aynı din veya mezhebe mensup olma mecburiyeti yoktur. Ayrıca Lâiklik, demokrasinin özellikle liberal demokrasinin manevî temelini teşkil eder. Çünkü demokraside siyasî iktidar meşruiyetini, ilahî otoriteden değil, sosyal otoriteden (millet hâkimiyetinden) alır.3 Bundan dolayı demokrasi ile Lâiklik bir arada bulunur. Lâiklik bulunmayan yerde demokrasi, demokrasi bulunmayan yerde Lâiklik bulunmaz.

Hukukî Tanımı: 
Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Din, devlet işlerine karışmadığı gibi, devlet de din işlerine karışmaz. Devlet, Tanrı ile kul arasından çekilmiştir. Ayrıca, devletin dinî temeller üzerine dayandırılmamasını da ifade eder. Devletin dayandığı temeller Lâik karakterde olmalı ve hukuk dinamik niteliği ile toplumun dünyevî ihtiyaçlarından kaynaklanmalıdır. Dünyevî ihtiyaçların değişmesine bağlı olarak değişmelidir. 4 Bundan dolayı Lâiklik, dinî bir kavram değil, hukukî bir kavramdır.

Kültürel Tanımı: 
Dinin kültürel hayatı belirleyen ve yönlendiren tek ve hâkim unsur olmaktan çıkmasıdır. Ahlak, sanat ve felsefe gibi bir kültür unsuru olan din, kültür içindeki imtiyazlı yerini sanata bırakmıştır. Özellikle Atatürkçü düşünce sisteminde Lâikliğin kültürel boyutu çok önemlidir. Çünkü İslam medeniyetinde bazı dinî düşüncelerle müzik, resim ve heykeltraşlık… gibi güzel sanatlar yeteri kadar gelişme imkânı bulamamıştır.

Eğitimsel Tanımı: 
Genel eğitimin dinî niteliğinden sıyrılarak bilimsel nitelik kazanmasıdır. Lâik sistemde din eğitimi ve öğretimi vardır ve vatandaşların temel hak ve hürriyetleri arasında yer alır. Bu din eğitim ve öğretiminin verilmesi biçimini de her ülkenin özel şartları belirler. Ancak Lâik sistemde dinî eğitim ve öğretim yoktur ve genel eğitim ve öğretim de dinselleştirilemez. Genel eğitim ve öğretimin dinselleştirilmesi, Lâikliğe aykırıdır.

Felsefî Tanımı: Dinî düşünce ile aklî düşüncenin, fizik ile metafiziğin diğer bir deyişle akıl ile imanın yetki alanlarının birbirinden ayrılması demektir. Filozoflara göre Lâiklik, insanın manevî evrimi sonucunda, yani insan aklının geçirmiş olduğu evrim sonucunda ortaya çıkmıştır.















http://gunlukbakis.blogspot.com.tr/
Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
%d blogcu bunu beğendi: