SON DAKİKA

Günlük Bakış- Muhalif, Yorum, Haber, Makale sitesi
Murat Ağrıel’in mahkemedeki savunması
Bu haber 24 Haziran 2020 - 13:43 'de eklendi ve 211 görüntülendi kez görüntülendi.

Murat Ağırel savunmasında şunları söyledi:

“Mahkemenizde şüpheli sıfatı ile bulunma nedenim, 2937 sayılı Kanunun 27. maddesi ile birlikte TCK’nın Devlet Güvenliğine ve Siyasal Yararlarına İlişkin Bilgileri Açıklama başlıklı 329 maddesinde tanımlanan suçları işlediğim iddiasıdır.

“KUMPAS DAVALARINDAN BERAAT ETTİM”

Kumpas davası olan Ergenekon davasından 2019 yılında beraat ettim. Beraat ettikten sonra hakkım olmasına rağmen tazminat davası açmadım. Bunun sebebi ise; şayet alacağım tazminat bu kumpası kuran hainlerin cebinden çıkacak olsa saniye düşünmezdim. Ne yazık ki muhtemel alacağım tazminat, fukaranın cebinden ödenecektir. Dosya avukat masrafını dahi iade almadım. Bunu yapmış olsaydım rahatsız olur uyumazdım. Boğazımdan geçmezdi.

Mahkemenizde iddia edildiği gibi bir suçun olmadığını ve nasıl olmadığını savunacağım. Zira bu olmayan suçlamalarla tam 120 gündür cezaevinde bir hücrede tek başıma tutuluyorum. Hakkımdaki suçlamalar, ne bir somut delile dayanıyor, ne de vicdana sığıyor.

NİYETNAMEDİR

İddia makamının tarafınıza sunduğu iddianame bana göre bir “niyetnamedir”. Neden böyle nitelendirdiğimi ve savunmamı anlatmaya başlayayım;İddianame içerindeki, iddiaları çürütecek benim savunmamı ise doğrulayacak belgeleri savunma metni içerisinde numaralandırdım ve ek dosya olarak tarafınıza da sunuyorum.

Şubat ayının ilk haftasında “SARMAL” isimli kitabım satışa çıktı. Satışa çıkmasından sonra bir ilgiye mazhar oldu. Bu nedenle devamlı tanıtımlara ve kitap imza günü etkinliklerine katıldım.

22 Şubat günü yani suç işlediğinim iddia edilen tweet paylaşımını yaptığım gün, CKM (Cadde Bostan Kültür Merkezi)’nde imza günü etkinliği saat 15:00 da yapılacaktı. O günün sabahında TELE1 TV’de Namık Koçak’ın programına canlı yayın konuğu olarak katıldım ve kitabım hakkında konuştuk. Sonrasında Kadıköy CKM’ye gittim. İmza etkinliği başlamadan yirmi dakika önce Sputnik Radyo RSFM’de Ahu Özyurt’un sunduğu programa telefon bağlantısı ile canlı yayına bağlandım. Bu canlı yayın 14:40 da başladı 15:00’a kadar sürdü. Konu sadece kitabım “SARMAL”dı.

HER TÜRK EVLADI GİBİ BENDE ÜZÜLDÜM

Her Türk evladı gibi ben de her şehit haberinde çok üzülürüm. Çünkü şehitlerimiz“tane” değildir. Bir babadır, ağabeydir, oğuldur, kocadır, sevgilidir. Şehit şehadete erdiğinde can veren sadece kendisi değildir. Tüm sevdikleridir. Şehidimiz ister asker, ister polis, ister memur, ister vatandaş olsun. Hepsi bu toprakların evlatlarıdır. Hak ettikleri değeri göstermek zorundayız. Yapılacak tören bu değerlerden en önemlisidir.”

Bu paylaşımı yapmamda ki gayem şehitlerimizin şahadetini yüceltmek ve bu kahraman vatan evlatlarının hak ettiği ilgiyi ulaşmasını sağlamaktı. Düşünsenize bu topraklar uğruna can veren yiğitlerimizden “tane” diye bahsedilip geçiştiriliyor, tören dahi yapılmıyor. Hangi Türk evladı bunu kabul eder. Amacım bunları dile getirip şehitlerimizi yâd etmekti. Başka bir amacım, düşüncem, kastım yoktu. Gazetecilik refleksi ile şehit olmuş askerlerimizin, kahramanlarımızın “tane” diye nitelendirilmesine, törensiz defnedilmesine binlerce kişi gibi tepki vermek ve şehitlerimizin hakkındaki doğru bilgiyi paylaşarak şahadetlerini yüceltmekti.”

SADECE 43 DAKİKA AKTİF KALMIŞTIR

Sizi anlattığım haberleri sosyal medyadan derlemem ve şehitlerimiz hakkında paylaşım yapmam toplam 50-60 dakika içerisinde gerçekleşmiş ve sadece 43 dakika aktif kalmıştır. Sonrasında hesabımı ele geçirenler tarafından paylaşım kaldırıldı.

ARADA 11 GÜN VARDI

Odatv haberi ile benim paylaşım arasında 11 gün vardı. OdaTV haberinden Barış Terkoğlu gözaltına alınınca ancak haberim oldu. Haberin içeriği hakkında bilgi sahibi olduğumda ise şaşırdım. Zira ben tören yapılmadığını biliyordum. Bunu da paylaşımımda belirtmiştim.

Barış Terkoğlu gözaltına alındıktan sonra malum medya organlarında hedef olarak gösterilmeye başlandım. Zira kitabım “SARMAL”ın, “PELİKAN” adlı bölümünde belirttiğim tüm isimler beni hedef gösteriyordu. MİT’in ifşasından bahsediliyor ve ilk ifşanın ben ve Batuhan tarafından yapıldığı yazılıyordu. Hatta “Yeniçağ’ın MİT ifşasındaki rolü”manşeti atılıyordu. Bu paylaşımı yapan “Yekvücut” hesabıdır. Yine aynı isimler tarafından bu haber paylaşılmaya başlamıştı.Bunun üzerine benim ve Batuhan’ın da gözaltına alınacağımızı düşündüm.

SAVCININ HER SORUSUNA CEVAP VERDİM

Beklediğim gibi oldu. 6 Mart günü Başsavcılıktan arandım. Savcıya yönlendirildik. İfademi verdim. Savcının sorduğu her soruya cevap verdim. Sayın savcı bana paylaşımımı gösterdi. Paylaşım saat olarak 11:06 yazıyordu. Yanlış olduğunu söyledim.”

FOTOĞRAFLARI SOSYAL MEDYADA VARDI

Sayın Savcı bir videodan bahsetti ve videoyu kimin çektiğini tespit etmeye çalıştıklarını, fotoğraflarını sosyal medyadan bulunamayacağını bildirdi. Ben de kendisine fotoğrafların sosyal medyada yer aldığını videoyu görmediğimi bildirdim. Savcı diğer savcı ile bir yere gidip geldikten sonra tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildim.

8. Sulh Ceza Mahkemesi karşına çıktım. Savcılık ifademi tekrarladım. Belgeleri sundum. Mahkeme adli kontrol şartı ile serbest bıraktı beni. Tahliye olduktan birkaç saat sonra daha önce planlanan Ankara kitap fuarına katılmak üzere Ankara’ya hareket ettim.

Dönüşte arandığımı eski kayınvalidemin evine gidildiğini, kayınbiraderimin de Vatan Caddesine gidip tutanak tuttuğunu aranmam üzerine öğrendim. Polis memuru ile konuştum “beni arasalardı zaten gelirdim” dedim. Yolda olduğumu birkaç saate geleceğim bildirdim.

Avukatım ile birlikte gidip teslim oldum. Sonrasında 5. Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkarıldım. Savcı 11. Sulh Ceza Mahkemesi’ne itiraz etmiş, Nöbetçi 5. Sulh Ceza olduğu için davaya bu mahkemenin baktığını öğrendim. Mahkemede savcının 24 saat dolmadan neden tutuklama istediğini öğrenmek istediğimizde “kaçma şüphesi” ve “delilleri karartma” gibi nedenlerin ileri sürüldüğünü öğrendim. Yani yeni bir gerekçe de yoktu. Aynı iddia ile 8. Sulh Ceza Mahkemesi tahliye etmişti. Savunmamı yaptım. Avukatlar savunmasını yaptı. Ara verildi. Sonra karar için içeriye çağırıldık. Ben savunma kürsüsüne tam geçmeden ve avukatlar daha salona girmeden, mahkeme başkanı bana “tutuklandın” dedi dışarı çıkardı. Avukatım Aylin Hanım itiraz etti ancak yararı olmadı.

3 FARKLI KARAR VARDI

Dışarıda kararı beklerken mübaşir kararı getirdi. Ben okumadan imzaladım. Avukatım Onur Cingil karar metnini imzalarken karara baktı, müvekkilim tahliye edilmiş dedi. Hepimiz şaşırdık. Evrakı mübaşir ile birlikte inceledik. Karar metninde 3 tane farklı karar vardı.

O esnada 13-15 avukat 3 milletvekili de evrakları kontrol etti. Tüm yaşananlar kameralarca kayıt edildi her an. Mübaşir bir hata yapıldığını söyledi ve evrakları almak istedi ancak vermedik. Mübaşir içeri gitti ve bu sefer kalem görevlisi ile geri geldi ve cam kenarında diğer suretleri incelediler. Ben de yanlarına gidip nasıl böyle bir şeyin olduğunu sordum. Anlamaya çalıştıklarını söylediler. Avukatlarım hâkim ile görüşmek istedi. Mübaşir durumu mahkeme başkanı bildirdiğinde sesler koridora kadar geldi. Sonra polisleri çağırdı mahkeme başkanı. Bir süre sonra düzeltilmiş karar geldi. Avukatlarım karara şerh düştüler ve tutanak şeklinde kararın altına yazdılar.

POLİSLERİN NEZARETİNDE SİLİVRİ’YE TESLİM EDİLDİM

Bu anlattıklarım noktası ve virgül ile yaşadıklarımın tamamıdır. İlk günden itibaren tüm mahkemelere belgeleri ile birlikte itirazlarda bulunmamıza rağmen dikkate alınmadı ve ret cevabı verildi. Hukuki savunmayı avukatlarım yapacaklar, tabii ki ancak iddianamenin nasıl gerçekleri yansıtmadığını yine belgeleri ile anlatmak istiyorum. Şu ana kadar anlattıklarıma ait 21 belge dosyada mevcuttur.

‘CASE OFFİCER’ İFADELERİ

İddia makamının düzenlediği iddianame 50 sayfa. Benden bahsedilen kısım sadece 2,5 sayfa. Bu 2,5 sayfa içerisinde tam 7 defa “ilk olarak”, 2 defa “ilk deşifre” ve 11 defa da “case officer” ifadeleri kullanılmıştır.

İddianameye giriş kısmında OLAY başlığı altında 7 Şubat MİT krizi olarak bilinen davaya ve MİT Tırları davasına atıf yapılmış ve üçüncü paragraf sonunda yapılan soruşturmalarda şüphelilerin FETÖ, PYD Silahlı Terör örgütü mensubu oldukları ve kapsamlı bir plan dâhilinde ve casusluk kastı vurgusu yapılmıştır.

MİT TIRLARI DAVASI HATIRLATILDI

Bizim yargılandığımız bu dava ile bağı belirtilmemiş olmasına rağmen, örnek olarak bu davaların hatırlatılmasının nedeni iddianamede yer alan “planlı hareket” ve “kast” iddialarının altını doldurma gayretidir.

Zira tüm sanıkların birbiri ile irtibatları HTS kayıtları, sinyal takibi ile tespit edilmiş, MİT, terör savcıları, emniyet güvenlik şube sanıkları hakkında kapsamlı araştırmalar yapmıştır. Bunları ek klasörde görüyoruz. Sayın iddia makamına iddiasına delil olabilecek şahsım ile ilgili tek bir bulgu yoktur. Ne sanıklarla bir irtibatım ne de herhangi bir terör örgütü ile en küçük bağım bulunmamıştır. (EK-27) Çünkü yoktur. Sanıklardan Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ı tanırım, bilirim. Yurtseverliklerine de kefil olurum. Barış Pehlivan ile en az 14 -15 ay Terkoğlu ile de o kadar zaman görüşmem olmamıştır. Telefon irtibatı olarak sadece Terkoğlu ile sohbet için bazen arardım. Ancak uzun zamandır onu da yapmadım.

SAVCILARIN İDDİASINDA DELİL BULUNMAMAKTADIR

Sayın Savcıların bu iddiasını ait bir delil bulunmamaktadır. Ancak çok basit bir şekilde bir arama yapılsa FETÖ terör örgütüne karşı verdiğimiz mücadeleyi, hem de 17/25 Aralık baz alınmadan 2007 yılından itibaren çok net şekilde görülürdü. Fetö üyesi kişileri yazdığımız için yazılarımız engellendi ve şu anda halen tazminat davasında yargılanmaktayım. Beni şikayet eden şahıs dava görülürken FETÖ’den tutuklanmıştır. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü hakkımda FETÖ/PYD, Bylock, 15 Temmuz öncesi, sonrası tüm gerekli araştırmaları yapmıştır.

Bu durumda MİT’in Libya’da görev yaptığını ilk duyuran kişi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. 2937 sayılı kanuna göre Cumhurbaşkanı suç mu işlemiştir? Kanunda “Cumhurbaşkanı” hariç diye bir ibare var mıdır? Bizler MİT’in nerede görev aldığını nasıl bilebiliriz?”

NELER OLMUŞTU

Oda Tv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Oda Tv Haber Müdürü Barış Terkoğlu, Oda Tv muhabiri Hülya Kılınç, Yeniçağ yazarı ve TELE1 programcısı Murat Ağırel ile Yeni Yaşam Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, Yeni Yaşam Gazetesi Sorumlu Yazıişleri Müdürü Aydın Keser, Libya’da şehit olan MİT personelinin cenaze töreniyle ilgili haberler gerekçe gösterilerek aylardır tutuklu.

Libya’da yaşamını yitiren MİT mensubunun Manisa’daki cenazesine dair haberler gerekçe gösterilerek tutuklanan gazetecilerin ilk duruşması bugün Çağlayan’daki İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’da görülecek.

NEDEN SUÇLANDIKLARINA İLİŞKİN SOMUT DELİL YOK

“Haberin Var Mı İnisiyatifi”, 24 Haziran Çarşamba günü İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez görülecek duruşma öncesi tutuklu gazetecilerin yakınlarıyla bir basın toplantısı düzenledi.

Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun Avukatı Serkan Günel, iddianameye ilişkin, “Böyle bir iddianame üzerine on dakika konuşmak bile fazla. Bu iddianame elli sayfadan oluşuyor, üç savcının hazırlamış olduğu gözüküyor. Fakat içeriğinde neden suçlandığımıza ilişkin somut bir neden yok” ifadelerini kullandı.

DEVLET GAZETECİLERDEN HINCINI ÇIKARIYOR

Hülya Kılınç ve Murat Ağırel’in avukatları Celal Ülgen ve Onur Cingil de davaya ilişkin yaptıkları açıklamada, tutuklu gazetecilerin tahliyesini beklediklerini ifade etti.

Aydın Keser ve Ferhat Çelik’in avukatları Özkan Kılıç ve Sercan Korkmaz ise, “Devletin kurumları gazetecilerden hıncını çıkarıyor” ifadelerini kullandı.

Yapılan basın toplantısında tutuklu gazeteci ailelerinin yazmış oldukları mektuplar da okundu. Gazetecilerin yakınları şu çağrılarda bulundu:

‘BARIŞ İLE GURUR DUYUYORUM’

Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun eşi Özge Terkoğlu: “Bir dava düşünün suçlusunu suçtan önce seçmiş, işte böyle bir dava bu. Bugün bu dava ne yazık ki ne kadar güvensiz ve güvencesiz olduğumuzu ortaya koyuyor. Koyuyor da ne oluyor, insanız demekten vaz mı geçiyoruz? Barış ile gurur duyuyorum.”

‘BİR SES BİR NEFES YOK’

Hülya Kılınç’ın ağabeyi Bektaş Kılınç: “Hülya bir haber yaptı, bir düşüncesi vardı. Bu iktidarın hoşuna gitmedi. Bedeli cezaevi oldu. Kardeşim Hülya dört aydır tutuklu ve tek başına kalıyor. Bir ses, bir nefes yok. Bu süreçte bir kez görüştük. Anlatılmaz bir sıkıntı ve acı….”

‘109 GÜNDÜR ÇOCUĞUNU GÖREMEDİ’

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ın eşi Aysel Pehlivan: “Bu davada, yapılan haberi yargılama konusu yapabilmek için yazılmış, lime lime dökülen bir iddianame var. 109 gündür Barış, iki buçuk yaşındaki kızını görmedi, ilk cümlelerini haftada bir yaptığı telefon görüşmelerinde duydu. Nasıl büyüdüğünü mektuplardan öğreniyor, fotoğraflardan izliyor.”

Yeniçağ Gazetesi Yazarı Murat Ağırel’in eşi Dilek Ağırel: “Covid-19 yasakları kapsamında 100 gün sonra geçen hafta bir tek ben görüşe gidebildim. Murat’ın çok fazla kilo verdiğini gördüm. Sekiz yaşındaki kızıma görüşe gideceğimi söyleyemedim. Çünkü babasına olan özlem ve hasreti artık dayanılmaz bir boyut aldı.”

‘UMARIM HUKUKUN GEREĞİ YERİNE GETİRİLİR’

Yeni Yaşam Gazetesi Sorumlu Yazı işleri Müdürü Aydın Keser’in eşi Öznur Keser: “Aydın cezaevine girdiğinden bu yana kendisini ancak iki sefer görebildim, o da camın arkasından telefonla yapılan görüşmelerdi. Umarım 24 Haziran’da hukukun gereği yerine getirilir ve oğlum Asrın’la birlikte biz de bütün bu endişelerden kurtuluruz.”

Yeni Yaşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik’in kardeşi Serhat Çelik: “Koronavirüs salgını gerekçesiyle alındığı iddia edilen önlemler tecrite dönüşmüş durumda. Halkın haber alma hakkı için gazetecilik yapan insanlar ceberut muktedirler eliyle psikolojik ve fiziksel işkenceye maruz kalıyor. Bütün bu baskılar Ferhat ve diğer gazetecileri yıldırmıyor ve dimdik duruyorlar.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA