SON DAKİKA

Günlük Bakış- Muhalif, Yorum, Haber, Makale sitesi

Perinçek görev icabı solcudur (Bölüm 2)

Perinçek görev icabı solcudur (Bölüm 2)
Bu haber 22 Eylül 2017 - 0:50 'de eklendi ve 71 görüntülendi kez görüntülendi.

   http://aydinlikyoldergis.blogcu.com/perincek-gorev-icabi-bir-solcudur-11-16/11460058

 

PERİNÇEK GÖREV İCABI BİR SOLCUDUR !!! (12)

 

“Kemalistlerin İki Yüzlü Subayları”

    Doğu Perinçek‘in Kaynak Yayınları 1991 Şubat’ında “Lenin, Stalin, Mao’nun Türkiye Yazıları” nı yayımladı.

     Önce Stalin‘in Kemalist Devrim ve Kemalistler hakkında neler söylediğine bakalım:

     “Kemalist bir devrim Çin’de mümkün müdür?

“Ben bunu ihtimal dışı ve bu sebeple imkansız görüyorum.
“Kemalist bir devrim, sadece Türkiye, İran ve Afganistan gibi sanayi proletaryası hiç olmayan veya hiç denecek kadar az olan, köylülerin güçlü bir toprak devriminin gelişmediği ülkelerde mümkündür. Kemalist devrim, bir üst tabaka devrimidir, milli ticaret burjuvazisinin devrimidir. Bu devrime, yabancı emperyalistlere karşı mücadele içinde varıldı ve devrimin daha sonraki gelişmesi esas olarak köylü ve işçilere karşı, evet, toprak devrimi imkanlarına doğru yöneliyor…. Orada, yani Türkiye’de emperyalizme karşı mücadele, Kemalistlerin cılız kalan bir anti-emperyalist devrimiyle sona erebildi…..Çin milliyetçileri arasında Kemalizm taraftarlarının olduğunu biliyoruz. Kemal’in rolüne talip olan şimdi orada az değildir. Bunların arasında en başta geleni Çan Kay şek’tir.”  (Doğu Perinçek, LENİN, STALİN, MAO’NUN  TÜRKİYE  YAZILARI, s.162, Kaynak Yayınları, İkinci Baskı: Şubat 1991)

   Şimdi Mao‘nun Türkiye üzerine görüşlerine bakalım:

“1927’deki Birinci Büyük Devrim başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra, Çin burjuvazisinin bazı mensupları Kemalizm’i ateşli bir şekilde savunmamışlar mıydı? Ama Çin’in Kemal‘i nerede ? Ve Çin’in burjuva diktatörlüğü ile kapitalist toplumu nerede? Zaten Kemalist Türkiye bile ,gittikçe daha çok bir yarı-sömürge haline, gerici emperyalist dünyanın bir parçası haline gelerek sonunda kendini İngiliz-Fransız emperyalizminin kollarına atmak zorunda kalmıştır.” (Aynı eser, s.164)

    Tekrar Stalin‘e dönelim:

    “Gelgelelim, yeni bağımsız milli devletlerin oluşması, milliyetlerin barış içinde bir arada yaşamalarını getirmedi, getiremezdi de. Bu gelişme ne milli eşitsizliği, ne de milli baskıyı yok ediyordu, edemezdi de. Çünkü özel mülkiyete ve sınıf farklılığına dayanan yeni milli devletler,

    a) Kendi milli azınlıklarını ezmeksizin (Polonya Byelo Rusları, Yahudileri, Litvanyalıları, Ukraynalıları, Ermenileri eziyor; Gürcistan Ossetleri, Abazaları, Ermenileri eziyor; Yugoslavya Hırvatları, Boşnakları eziyor vb.),

    b) Komşuları zararına çatışmalara ve savaşlara yol açan fetihlere girişmeksizin (Polonya, Litvanya’nın, Ukrayna Rusya’nın zararına, Yugoslavya Bulgaristan zararına, Gürcistan Ermenistan ve Türkiye zararına vb.),

    c) Emperyalist büyük’ devletlere mali, ekonomik ve askeri bakımdan bağımlı duruma düşmeksizin yaşayamazlar.” (Aynı eser, s.153 -154)

    Son sözü Lenin’e bırakalım ve sonra da Perinçek‘în ustaları neredeyse harfi harfine nasıl da kopya ettiğini, ancak Parti’sindeki general, albay, binbaşı, yüzbaşı ve başçavuş emeklilerinin bu tahlillere ne diyeceklerini düşünelim. Evet ne diyebilirler ki üniversitenin giriş kapısında simitçi kılığına girmiş “sivil memur” a ne denebilir?

    “Kemalistlerin İkiyüzlü Subayları”

    “Türkiye’de, özellikle M.Kemal‘in ordusunda Sovyet propagandası yapılması için ısrar edilmeli ve Kemalistlerin ikiyüzlü subaylarının içyüzünü ortaya koymalısınız.” 14 Aralık 1920, Lenin’in telgrafı, Aynı eser, s.149)

Perinçek, Harfi Harfine Ustaları Kopyalıyor

    “Kemalist devrim, ilk adımda, yani burjuva kurtuluş hareketi aşamasında kaldı. Gelişmesinin ikinci aşamasına, toprak devrimi aşamasına geçme girişiminde bile bulunmadı. Ankara, emperyalizme karşı savaş yürütürken, Ekim devrimi Rusya’sı ona yardım etmekle doğru bir iş yapmış, Lenin‘in anlayışına göre davranmıştı. Çünkü Ankara’nın mücadelesi emperyalizmin güçlerini parçaladı, emperyalizmi zayıflattı ve itibarını sarstı. Böylece dünya devriminin merkezinin gelişmesini, Sovyetlerin gelişmesini kolaylaştırdı.

    “Kemalist devrim, sadece Türkiye, İran ve Afganistan gibi sanayi proletaryası hiç olmayan veya hiç denecek kadar az olan, köylülerin güçlü bir toprak devriminin gelişmediği ülkelerde mümkündü. Kemalist devrim, bir üst tabaka devrimiydi; milli ticaret burjuvazisinin devrimiydi. Bu devrime yabancı emperyalistlere karşı mücadele içinde varıldı ve devrimin daha sonraki gelişmesi, esas olarak köylü ve işçilere karşı, toprak devrimi imkanlarına karşı yöneldi. Kemalist hükümet, işçi ve köylülere karşı mücadelenin hükümetiydi, içinde komünistlere yer yoktu ve yer olmayacaktı.

    “Kemalizm yolu, Doğu ülkeleri için gerçekleşebilir bir örnek miydi? Türkiye’de burjuvazinin cılız Kemalist diktatörlüğü belli özel koşullarda ortaya çıktı. Birinci Dünya Savaşı’ndan ve Ekim Devrimi’nden sonra burjuvazi, Yunan saldırısını püskürtmede gösterdiği başarı ve proletaryanın zayıflığı sayesinde bu rejimi kurdu. İkinci bir Türkiye olamazdı. Kemalist Türkiye bile, gittikçe daha çok bir yarı-sömürge haline, gerici emperyalist dünyanın bir parçası haline gelerek sonunda kendini İngiliz-Fransız emperyalizminin kollarına atmak zorunda kaldı.” Aynı eser, s.31-32)

    Perinçek, bir yandan Mustafa Kemal‘inin cilt cilt kitaplarını basıp ucuz fiyatlarla satmak için Ulusal Kanal’ında reklam kampanyaları düzenliyor. Öte yandan yukarıdaki Marksist-Leninist-Maoist tahlilleri benimsediğini teyit ediyor. Tabii çevresindeki emekli albay ve generaller,  Engin Ardıç üslubuyla söyleyecek olursak “keriz” değiller. Ama birilerinin “kerizlendiğinin” pekala bilincindeler.

 

                       **    **    **

 

PERİNÇEK GÖREV İCABI BİR SOLCUDUR !!! (13)

       Denktaş Bilmecesi !

     Perinçek, Denktaş konusunda da tam bir bilmeceye dönüşmüştür.1970’lerden itibaren Kıbrıs ve Denktaş konusunda ne söylediyse Soğuk Savaş sonrasında tam tersini söylemeye başlamıştır.

     Amerikan faşistlerinin ve güdümündeki NATO’nun Soğuk Savaş’a son vermesiyle birlikte Türk Derin Devleti tam bir açmaza düşmüştür. Eski çizgisinden ayrılmak istemeyen derin yapılanma, gözlerde ve beyinlerde öylesine riskli ve çelişkili imajlar oluşturmuştur ki, buna şaşmamak elde değildir.

     Bu şaşılası çelişkilerden biri de Perinçek‘in Denktaş konusundaki tutumudur. Perinçek 2000’lerden itibaren içinde Denktaş‘ın da yer aldığı mitingler düzenlemiştir. Denktaş onun dostu olmuştur.

     Peki, Perinçek’in 2000’e Doğru dergisi 2000 yılı öncesinde, örneğin 1987’de “Yönetim Desteğinde Dini Faaliyet” başlıklı yazıda bakalım neler söylenmiş:

    “Tarikatlar çalışmalarını hızlandırırken Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş‘ın da boş durmadığı görülüyordu. Denktaş dini akımlara destek vermenin yanı sıra, kendisi de Kuran’dan İlhamlar adlı bir kitap yazarak ‘din deyince dudak büken gençleri’ eğitmeye çalışıyordu. Denktaş kitabına yazdığı önsözde laiklik okullarda din dersi verilmesine uygun mudur tartışmasını ‘şamata’ olarak görüyor din eğitimine ‘ciddiyetle eğilelim’ çağrısında bulunuyordu. Denktaş yine kendi yazdıklarına göre ‘Kıbrıs’ta İslam’ın ve Türklüğün üç asırlık mührünü gözle görülür hale getirmek için’ çaba gösteriyordu. ‘Karınca kararınca’ bu çabalar arasında burslar vererek din adamı yetiştirilmesi Kuran’ın basılıp yayılması gibi faaliyetler de vardı. Bugünkü gidişi ‘çıkış yolu’ görmeyen Denktaş,  ‘Bu düşüncelerdir ki,  Kuran’ı Kerim’den aldığı ilhamı genç kuşaklara aktarmak’ istediğini belirtiyordu.”  (İkibine Doğru, 14-21 Mart 1987, s.27)

     Evet gördüğümüz gibi,  Kıbrıs’ta yoğun olarak din yayıcılığı yapan Denktaş, Türkiye’de din karşıtı, ateist olarak tanınan Perinçek ile nasıl oluyor da mitinglerde birlikte boy gösteriyor? Bu iki tip kitleleri aptal mı sanıyor? Nasıl da utanmadan yan yana gelebiliyorlar…

  **  **  **

 

PERİNÇEK GÖREV İCABI BİR SOLCUDUR !!! (14)

 

Perinçek’in Teyzesinin oğlu

Gürbüz Tüfekçi kimdir ?

    Perinçek‘in, MİT ajanı olduğu yaygın olarak söylenen ve eski damat Gün Zileli‘nin Havariler kitabında da kendisinden bahsedilen teyzesinin oğlu  Gürbüz Tüfekçi, Mart 1987 tarihi öncesinde olmak üzere Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Asli Üyesi’dir. Bu kurum faşist darbe sonrasında Kenan Evren tarafından kurulan “Yüksek Kurul”lardan biridir.) Gürbüz Tüfekçi akrabası Perinçek‘e Atatürkçülük konusunda “Neslimiz tükenmedi” diyerek itiraz ediyor.

     Şimdi itirazın ayrıntısına geçelim. Ve 14-21 Mart tarihli 2000’e Doğru dergisi 25.sayfasında neler yazıldığına bakalım.

     ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ ÜYESİ GÜRBÜZ TÜFEKÇİ’NİN AÇIKLAMASI” başlığını taşıyan yazının alt başlığı şöyle :

    “Neslimiz tükenmedi”
    “Dergimizin 8.sayısında, ‘Atatürk ve Allah’  başlıklı kapak haberimizle ilgili olarak Doğu Perinçek‘in yazısında şu görüşlere yer veriliyordu:

     “Resmi Atatürkçülük iflas etmiştir. İçtihat kapısı kapanmıştır. Toplumumuzda, canlılık belirtisi kalmamış, hiçbir fikir üretemeyen, en taşlaşmış ideolojik çevre onlardır. Üniversitenin en yeteneksiz, en cahil, en eyyamcı artık içi geçmiş unsurlarıyla bazı emekli askerler, mollalarınkinden farksız bir  ‘ilim’  anlayışının temsilcileri olarak gözüküyorlar. Şerhçidirler, hepsi o. Öte yandan Kemalizm’in devrimci geleneğine bağlı olanların ise nesli tükenmektedir. Çünkü Kemalizm bir ideoloji olarak devrimci rolünü tamamlamıştır.”

    “Atatürk Araştırma Merkezi Asli Üyesi Gürbüz Tüfekçi,  ‘Kemalizm’in devrimci geleneğine bağlı ‘  bir araştırmacı olarak, Doğu Perinçek‘in yazısında kendisini ilgilendiren son iki cümleyle ilgili bir açıklamayı dergimize göndermiş bulunuyor. Aynı zamanda ODTÜ’de ‘İnkılap Tarihi’ dersi veren Gürbüz Tüfekçi’nin açıklaması aynen şöyle, diyor ve devam ediyor.

    Görüldüğü üzere Perinçek ile teyzesinin oğlu,  ajan unsur G8ürbüz Tüfekçi anlaşamıyor. Tabii bu anlaşamama durumu bir cambazlık oyunundan başka bir şey değil. Nitekim Kemalizm için “iflas etmiştir”  ve  “…Kemalizm bir ideoloji olarak devrimci rolünü tamamlamıştır.”  diyen Perinçek,  2011 Milletvekili Genel Seçimlerinde bazı general ve subay eskileriyle  “Atatürk’te birleştik!”  sloganı altında seçimlere katılmış ve güdümündeki Ulusal Kanal aynı slogan doğrultusunda  ajitasyon-propaganda çalışmaları yapmıştır.

    Eski defterleri açınca, Perinçek‘in ne mal olduğu çok net olarak ortaya çıkıyor…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
%d blogcu bunu beğendi: