SON DAKİKA

Günlük Bakış- Muhalif, Yorum, Haber, Makale sitesi

Tanrı Kavramının Evrimi…

Tanrı Kavramının Evrimi…
Bu haber 09 Ekim 2016 - 14:58 'de eklendi ve 8 görüntülendi kez görüntülendi.

Evrende bulunan her şeyi yarattığına ve koruduğuna inanılan yüce varlık. Tanrı nın ansiklopedilerde görebileceğimiz tanımı bu şekildedir. Peki bu kavram nasıl oluşmuştur.

Tanrılar hakkındaki bilgilerimizin kaynağı, M.Ö. ki yüz yıllardan zamanımıza kadar gelebilmiş olan yazılı destanlarla (Finlilerin Kalevalası, Hintlilerin Veda ve Upanishad ve öteki kutsal destanları, Cermenlerin Nibelüngen ve Lohengrini ile Helenlerin Odessa ve İliadası v.b.) Yazılı ve yazısız anıtlarla taşınabilen ve taşınamayan antik eşyalardır. Mitoloji aracılığı ile hemen her kavmin inanmış olduğu mistik güçlerin, adları başka başka da olsa, küçük farklarla bir birlerine özdeş olduklarını, bunların insanınkine benzeyen eğilimler, ihtiyaçlar ve tutkularla hareket ettiklerini öğrenmekte olduğumuz gibi, Tanrılar alemiyle insanlar alemi arasında genel bir benzeşimin de bulunduğunu anlıyoruz. Bu itibarla, mitolojik tanrılar insan kılığına girmeden önce bile insanların ruhsal yapısını yansıtmakta idiler. Yani totemler, fetişler, mana, hayvan tanrılar bile insanların bir birbirine yaptıkları, bir birinden bekledikleri eylem ve davranışlarla hareket etmektedir.

İnsanlar doğa yasalarını bilmemekten doğan korkuları, özellikle ölüm korkusunu yenebilmek için, baş edemediği, yenilgiye uğratamadığı olay ya da varlıklar karşısında sığındığı, kendisinden çok yüce varlıklar yaratmışlardır. Toplumsal duygu ve inançların ürünü veya nedeni olan ortaklaşa ihtiyaç ve heyecanlar, bağıcılar ve rahipler gibi özel yaradılışlı kimselerin telkin ve girişimleri arasında din kurumu oluşmuş, bu sezilen ya da imgelenen, yani insanın kendi yaratmış ve tasarlamış olduğu güçler somut biçimlerde nesnelleştirilmiştir.

Sosyoloji çeşitli dinlerin çağlar boyunca ne şekilde kurulduklarını ve tanrı kavramı karşısında nasıl geliştiklerini incelemiş,  ilkel topluluklardaki gizli kuvvet, büyü kavramının aminizm e (iradeli fakat pek az kişiselleştirilmiş ruhlara inanç) dönüştüğünü, sonra fetişizm çağının (aminist fikirlerin belirli, imal edilmiş nesneler, putlar üzerinde toplanması ve insanların gizli bir güç taşıdığına inandığı bu nesnelere tapması) geldiğini, bunu çok tanrıcılığın (putlara mal edilen güç ve kişiliğin insana benzeyen fakat ondan çok daha üstün, görünmez, ölümsüz olan ve ayrıca da insanların erişemeyeceği yerlerde oturan varlılara aktarılması) tek tanrıcılığın (bütün nitelikleri kendisinde toplayan tanrı fikri) ve tanrı ile evreni birleştiren hep tanrıcılığın (panteizm) izlendiğini göstermiştir.

Ruhçu ve idealist açıklamaya göre dinler tanrı fikrinden doğmuştur. Tanrı fikri de her hangi bir dünyevi varlık ve nesneye bağlanamayacağı için doğrudan doğruya tanrıdan gelmiştir. Dolayısı ile tanrı fikri incelenince bu fikrin bağlı olduğu varlığa yani tanrının kendisine, varlığına ve niteliklerine ulaşmak mümkündür.

Tanrı inancı ile din inancı arasında zorunlu bir ilişki yoktur. Zira tanrısız dinler olduğu gibi, gerçek dinle ilgisi olmayan tanrılar da vardır. Buda ve Konfüçyus gibi giderek din halini almış öğretilerde tanrı yoktur. Bir vahye dayanmayan dinlerin ise türlü tanrıları vardır. Peygamberlerin getirmiş oldukları dinlerin tanrı hakkındaki bildirileri de başka başka özellikler taşımaktadır. Bu konunun türlü kavimlerdeki gelişmelerine dikkat edilirse insanın tanrılaştırmadığı hiç bir nesnenin mevcut olmadı görülür.

Mistikler de bu gerçeği bir takım romantik ve melankolik duygular içerisinde daha açık ve cesur bir inançla itiraf etmişlerdir. Örneğin Mevlana, “eğer sureti olmayan sevgilinin suretini görecek olursanız, efendinin de, kölenin de sizin kendiniz olduğunu anlarsınız, zira her cüz, küllün aynı oldu ve cüzler baştan başa kül oldular” demekle panteistik bir görüşle yaradan la, yarattığının birlik ve özdeşliğini savunmuştur.

İnsanların tanrı saymadıkları hemen hemen hiç bir şey yok gibidir ve tanrılara yükletilmiş olan nitelikler, benzetme yoluyla elde edilmiş olan tabii ve beşeri kuvvetlerden başka bir şey değildir. Yani insanoğlu kendi iyi ve kötü olduğu alışkanlıkları ile eğilimlerinin hepsini tanrılarına da yüklemiş ve onları kendi suretlerinde ve kendilerine benzer fakat üstün varlıklar olarak kutlamışlardır.

Kaynak: historicalsense..

http://gunlukbakis.blogspot.com.tr/
Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
%d blogcu bunu beğendi: