SON DAKİKA

Günlük Bakış- Muhalif, Yorum, Haber, Makale sitesi
turhan feyizoglu
turhan feyizoglu
Dev-Genç / Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (TDGF)’nun 1-10 Aralık 1969 tarihleri arasında Düzenlediği “Yerli Malı Haftası”.
Bu haber 10 Aralık 2020 - 9:16 'de eklendi ve 123 görüntülendi kez görüntülendi.

Dev-Genç / Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (TDGF)’nun 1-10 Aralık 1969 tarihleri arasında Düzenlediği “Yerli Malı Haftası”.

Turhan  FEYİZOĞLU.

Tarih, süreklilik arzeder. Bugünkü olayların kökenini geçmişte yaşanan toplumsal olaylarda aramak gereklidir. Türkiye, bugün, geçmişte yaşanan ve uygulanan ekonomik uygulamanın izlerini taşımaktadır.

Onyedinci yüzyıldan itibaren Osmanlı devlet sistemi dünyanın geçirdiği büyük değişimlere ayak uyduramadığı için başta ekonomik kurumlar olmak üzere toplumun bütün kurumlarında gerileme, bozulma ve çözülme başlar. Bu gidişi durdurmak amacıyla, batılı emperyalist güçlerin egemenliği ve isteği doğrultusunda bir dizi tedbir alınır. Alınan bu tedbirler on yıllarca devam eder ama sorunlar çözüleceğine giderek ağırlaşır.

İttihat ve Terakki döneminde, “milli iktisat” gündeme gelir. İttihat Terakki Cemiyeti Murahhası Kemal Bey’in girişimiyle, “Heyet-i Mahsusa-ı Ticariye” kurulur. Fakat kapitülasyonlar, yabancı sermayenin sömürü ve egemenliği, ayrıca, I. Dünya Savaşı’nın sonuçları, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması, yıkılması ve batmasına yol açtı.

Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulduktan sonra 1923 ve 1929 yıllarında dünyada yaşanan büyük ekonomik buhranların etkisiyle sarsıntıya uğradı. Ekonominin düzelmesi için bir dizi önlemin yanısıra, toplumun yerli ürünlerin tüketimine yönelmesini sağlamak için çeşitli sergiler düzenlenir. Toplumda tasarruf alışkanlığı yaratmayı ve yerli ürünlerin tüketilmesini sağlamayı amaçlayan “Milli İktisat Cemiyeti” ile “Tasarruf Cemiyeti” gibi cemiyetler kurulur. Eğitim aracılığı ile genç kuşaklarda tasarruf bilinci oluşturmak ve yerli ürünlerin tüketilmesini özendirmek için etkinlikler düzenlenir.

Bu etkinliklerden bir tanesi de, “Yerli Malı Kullanma Haftası“dır. İlkokul’da öğrenci olduğum dönemler, bu haftalara ben de katıldım. Yerli malı derken, bizler, bölgemizde yetişen meyveleri anlar ve o günler, okula o meyveleri getirerek yerdik.

“Yerli Malı Kullanma Haftası”nın kutlanmaya başladığı yıllarda o dönemin en büyük öğrenci örgütü olan Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), bu konuda, ilk etkinliğini 1929 yılında yapmıştır.

MTTB, 3 Nisan 1929’da İstanbul Üniversitesi konferans salonunda bu konuda bir toplantı yapar. MTTB Başkanı, yaptığı konuşmada, yerli malı kullanmanın faydalarını anlattıktan sonra, “Sizi ahd-ü peymane davet ediyorum ve bundan böyle her ihtiyacımızı memleket eşyası ile tatmin etmenize yemin etmenizi istiyorum” der. Dinleyiciler, yemin ederek konuşmayı coşkunlukla alkışlar.

 

Öğretim görevlilerinden Dr. Nizamettin Ali Bey de, “Türk’ü zaferden zafere koşturan büyük dahi başta oldukça, iktisat yolunda da zafer, yine Türk’ün olacaktır” der.

“Yerli Malı Kullanma Haftası” 1930 yılından itibaren her yıl Aralık ayı içerisinde düzenli olarak yapılmaya başlanır. 

Özellikle ilk ve orta öğretim kurumlarında bir hafta boyunca etkinlikler düzenlenir. Düzenlenen etkinliklerde genellikle ilk gün sınıf öğretmeni, haftanın kutlanmasının gereği ve amaçlarını anlatır. Hafta boyunca müsamereler düzenlenir, geçit törenleri yapılır, okul dershane ve koridorlarına tasarruf düşüncesini ve yerli malı kullanımını vurgulayan afiş, slogan ve yazılar asılır, öğrenciler arasında şiir ve kompozisyon yarışması düzenlenir. Öğretmenler, örnek olsun diye giydikleri elbiseler ile yedikleri yiyecekler ona göre seçer ve öğrencilere gösterir.

28 Aralık 1933 Perşembe günü, Yerli Malları Kullanma Haftası dolayısıyla İstanbul Üniversitesi öğrencileri, bir konferans ve miting yapar.

MTTB Başkanı Zeki Bey, yaptığı konuşmada, şunları söyler: “Biz ancak Türk alnından akan tere para vereceğiz. Yalnız yerli malı işinde değil, her işte yerli olacağız. Biz ecnebi misafirleri severiz ve mazur görürüz. Fakat burada Türk vatandaşı olmalarına rağmen, hala müesseselerinin ismini Türkçeleştirmeyen, hala müşterilerini Türkçeden gayri dillerle karşılayanlar vardır. Burada doğan, burada büyüyen, hayatını bu yurtta kazanan bu efendilerden, Türk harsına hürmet istemek hakkımızdır.”

Öğrencilerden Bedri Hakkı da şu konuşmayı yapar, “Büyük iktisat savaşı içindeyiz. Bu en büyük savaştır. Bu savaşa Çanakkale’de, topa, ataşe, göğüs gerenlerin heyecan ve imanıyla devam edelim.”

1935 yılında bu konuda düzenlen bir şiir yarışmasında dereceye giren Ankara İsmet Paşa Kız Enstitüsü Muallim Kısmı öğrencilerinden Serap Aldora isimli genç kızın şiirinin bir dörtlüğü şöyledir:

“Yaban mal ile insan şık olup yükselemez,

Yaban malı alana asla bir Türk denemez,

Türklerin vazifesi yerli malı almaktır,

Onu sevinçle giyip hep sevinçle satmaktır.”

1961-1971 dönemine geldiğimizde, yerli malı haftalarının içeriği değişir. Örneğin 11-19 Aralık 1964 günleri düzenlenen “Yerli Malı Tutum Haftası” için dönemin en etkili dergilerinden olan YÖN Dergisi’nin 25 Aralık 1964 tarihli sayısında, Prof. Mümtaz Soysal’ın, “Gençliğe Çağrı” başlıklı yazısında Soysal, özetle şu değerlendirmeyi yapmakta ve gençliğe şu çağrıyı yapmaktadır:

“Yabancı sermaye öz kaynaklarımızı sömürmekte ve milli sanayiin gelişmesini engellemektedir. Hükümetler, duruma seyircidir. Aksine, Amerikan birası uğruna yerli bira, Coca-Cola uğruna Türk meyva suyu feda edilmekte, Tariş’in Tarin’i dev Ünilever’in piyasayı tutmuş Vita’sı ile cenkleşmek zorunda bırakılmaktadır. Petrol Ofis, Türkiye’de petrol ticaretinin yüzde 75’ini elinde tutan yabancı şirketlerin ezici rekabeti karşısında gerilemektedir. Türkiye’de gerçek bir otomobil ve kamyon sanayiinin kurulması, memleketimizi istila eden yabancı montaj ve ambalaj tesisleri dolayısıyla, milli sanayi doğmadan öldürülmektedir.

Karşımızda devletleriyle, sanayicisi, tüccarı, avukatı, profesörü ve yazarıyla dev bir menfaat şebekesi vardır ve menfaat şebekesine kimse dur dememektedir. Gençlik, diyecektir. Yabancı petrole, Coca-Cola’ya, Sana ve Vita’ya, Schlitz birasına, bütün asil davaların menfaatsiz savunuculuğunu yapan gençlik hayır diyecektir.

Atatürk gençliği, bugün tek başına da kalsa, kendi öz petrolümüzü almak, kendi meyve suyumuzu, kendi biramızı kullanmak için Atatürk devrinde olduğu gibi geniş bir kampanya açmalı, yabancı mal salgınına karşı kamu oyunu uyarmalıdır. Gençlik, yabancı petrol ve yabancı mal kullanmayı milli bir ayıp haline getirmelidir.

Gençliğin yerli malı kampanyası, milli bir uyanışın başlangıcı olacaktır. Bilmeliyiz ki, bir milli uyanış devresine girmedikçe, ne üniversite reformunu, ne de herhangi bir davayı başarabiliriz. Davalarımız bir bütündür ve bütün meselelerimiz, milli bir uyanışın verdiği güç ve imanla çözülecektir. Gençlik, aksiyona.”

Soysal’ın yazısında belirttiği konularda bir dizi eylem yapılır. Bu konuda yapılan ilk eylem, İstanbul Teknik Üniversitesi Talebe Birliği (İTÜTB) tarafından, 13 Ocak 1965 günü,  yapılan, “Milli Petrol Kampanyası” dır. İTÜ Taşkışla Binası kantininde Amerikan gazozu satışı yasaklanır. Ekonomik sorunlarla ilgili bu dönem daha bir çok önemli etkinlikler yapılır. Bunlar ayrı bir yazının konusudur.

Yazımızın konusuna dönersek. Kısa adı Dev-Genç olan Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (TDGF), 1-10 Aralık 1969 tarihleri arasında “Yerli Malı Haftası” düzenler. Yerli Malı Haftası nedeniyle TDGF’nun 1 Aralık 1969 günü yayınladığı bildiri aynen şöyledir:

“Emperyalizme Karşı Yerli Malı Haftası,

Mustafa Kemal’in Milli Kurtuluşçu döneminden kalan, fakat sonra yozlaştırılarak göstermelik bir hale getirilen Yerli Malı Haftası, devrimci gençlik tarafından tekrar ele alınmıştır. Halkımızın, emperyalizm ve işbirlikçilerine karşı mücadelede bilinçlenmesine yarar sağlayacak, milli bilincin gelişmesinde katkıları olacak bir biçimde yürütülen bu hafta ile ilgili olarak TDGF ve diğer devrimci gençlik örgütleri çalışmaya başlamışlardır.

Emperyalizme karşı verdiğimiz I. kurtuluş savaşında, emperyalizmin siyasi, iktisadi ve askeri hakimiyetine tüm Türkiye halkı olarak son verdik. Ancak tam bağımsızlığı elde etmek ve devamlı muhafaza etmek için askeri zaferleri iktisadi zaferlerle perçinlemek gerekiyordu. Kapitalizmin son aşaması olan emperyalizme karşı direnmek ve tekrar hakimiyetine girmemek için de ülkemizdeki bütün üretim güçlerini ve üretim kaynaklarını alabildiğine seferber etmek ve hızlı bir kalkınma seferberliğine girmek, yabancı malına muhtaç olmamak gerekiyordu.

İşte bunun içindir ki tam bağımsızlığı elde etmenin ve sürdürmenin temel şartının askeri zaferleri askeri zaferleri iktisadi zaferlerle perçinlemek gerçeğini halka mal etmek ve halkı da bu yönde seferber etmek amacıyla yılda bir hafta YERLİ MALLAR HAFTASI olarak ilan edilmiştir. Bu haftadan maksat halkımızın dikkatini emperyalizmin sömürü tehdidine çekmek ve bu yönde uyanık olmasını sağlamak içindir.

Ancak emperyalizme karşı kurtuluş savaşlarını sonuna kadar götürebilecek, ülkenin bütün üretim güçlerini ve kaynaklarını alabildiğine, en verimli bir şekilde seferber edebilecek tek sınıf olan şehir ve köy proleteryası (işçi sınıfı) ve onun doğal müttefiki köylüler, birinci milli kurtuluş savaşımıza teşkilatlı bir şekilde damgasını vuramamıştır. Kurtuluş savaşının örgütlü olarak önderliğini yapan asker-sivil aydın kadronun sınıf olarak feodal beylere, toprak ağalarına ve eşraf tabakasına dayanmış olmaları, savaşın sonunda iktisadi zaferler gerçekleştirecek bir faaliyete girmeyi ve üretim güçleriyle kaynaklarını alabildiğine ve en verimli bir şekilde seferber etmeyi mümkün kılmamıştır. Milli sanayi kuracak güçte ve sayıda yerli sermayedarların (kapitalistlerin) olmayışı ve çelik gibi disiplinli bir parti önderliğinde işçi sınıfının da bu sürede ortaya çıkmayışı birinci kurtuluş savaşı sonunda kazanılan askeri zaferleri perçinleyecek iktisadi zaferlerin kazanılmasını mümkün kılmamıştır. Süngüyle söküp attığımız emperyalistler sonunda yurdumuza tekrar gelmiş; siyasi, iktisadi ve askeri alanda hakimiyetini kurmuş ve tam bağımsızlık kazanılamadan elden gitmiştir.

İşte bu andan itibarendir ki artık yerli mallar haftası fındık, fıstık haftası haline gelmiş ve senede sadece bir kaç gün, o da ilkokullarda fındık, fıstık, vs. yiyerek kutlanır hale gelmiştir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
%d blogcu bunu beğendi: