SON DAKİKA

Günlük Bakış- Muhalif, Yorum, Haber, Makale sitesi

Türk İslam Sentezi

Türk İslam Sentezi
Bu haber 19 Mart 2015 - 19:34 'de eklendi ve 8 görüntülendi kez görüntülendi.

 Türk İslam Sentezi, 1960’ lardan itibaren güçlenmeye başlayan sol harekete karşı, İslamcılığı ve milliyetçiliği bir araya getirerek, tek blok olarak ortaya çıkarma kaygısının sonucu olarak gündeme getirilen bir kuram olmuştur.
Kuramın fikri beşiği olan Aydınlar Ocağı, 12 Eylül sonrasında en öne çıkan fikir odaklardan birisi olmuştur. Aydınlar Ocağı’nın 1979 yılında düzenlediği “Türkiye’nin Sosyo-kültürel ve Ekonomik Meseleleri” başlıklı seminerde ortaya konulan ekonomik, sosyal ve kültürel çerçeve bütün olarak 12 Eylül Darbecilerinin rehberi olmuştur.
Aydınlar Ocağı çevresi 12 Eylül’e destek olurken, 12 Eylül Cuntası da Aydınlar Ocağı’nın fikirlerinin yaşama geçirilmesi için büyük bir çaba vermiştir. 12 Eylül’ün İdeolojisi:
Türk-İslam sentezi 12 Eylül Darbesinin en önemli ürünü “Türk İslam Sentezi” olmuştur. Darbe sonrası siyasetten kültüre, eğitimden idari yapıya kadar tüm alanlar, bu ideoloji ekseninde biçimlendirilmiştir.
12 Eylül Darbesinin baş aktörü Kenan Evren gerek Milli Güvenlik Konseyi Başkanı sıfatıyla, gerekse cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı miting konuşmalarında sık sık dini motifler kullanmıştır. Meydanlarda Kuran’dan ayetler okuyan Evren,imam hatip liselerinin yaygınlaşması, din dersinin zorunlu hale getirilmesi gibi uygulamalarıyla muhafazakarlığın gelişmesinin yolunu açan isim olmuştur.
Gülen Cemaati, Darbeyi en hararetle destekleyen cemaat olmuştur. Bu desteği nedeniyle kimi cemaatler tarafından bile eleştirilmiştir. Gülen’in bu desteği kısa zamanda karşılığını görmüş ve Gülen Cemaatini ve darbe sonrası hızla büyümüştür.
1980-82 arası askeri iktidar döneminde Türk-İslam Sentezi Milli Güvenlik Konseyi tarafından desteklenmiştir. Bu kurama dayanan politikalar yürürlüğe sokulurken, kilit kurumlara Aydınlar Ocağı’nın önde gelen isimleri yerleştirilmiştir.
Benimsenen yeni milli kültür politikasının temelinde Türklük ve İslam’ın milli kültürün iki temel kaynağı olduğu anlayışı yatıyordu. Bu politikaya göre Türkiye yabancı kültür saldırısı altındaydı. Bu saldırıları savuşturmanın en etkili yolu olarak Türk-İslam Sentezi öneriliyordu. Buna göre İslam olmadan Türklerin kimliklerini korumaları mümkün olmadığı gibi, Türklere en uygun din de İslam’dı. Tarihsel süreç içerisinde ekonomik ve toplumsal gelişmeler doğrultusunda verilen kültür anlayışı reddedilerek değişmeyen bir kültürel “öz”ün bulunduğu Bu yaklaşımda ağırlık dönemin iç ve dış siyasal koşullarının etkisiyle İslam öğesine verilmeye başlanmıştır. Bu öğeyi Atatürkçülükle görünürde de olsa bağdaştırma çabası içine girilmiştir. Bir yandan “Her şehre Atatürk heykeli, her okula Atatürk büstü” seferberliği ilan edilirken, diğer yandan da yoğun bir“İslami referans” üretimi devreye sokulmuştur. İslamiyet, resmi ideolojiyle sıkı bir bağ içerisine girmiştir. Kemalist laiklik anlayışı yerine “devletleştirilmiş bir islamiyet” resmi ideolojinin içine zerk edilmiştir. Kenan Evren, darbe sonrasındaki pek çok konuşmasında dine ve Kuran’a referans vermiş, “İslami değerler” ile “milli değerlerin” birliğinin altını çizmiştir. 19 Ekim 1981 tarihinde okullarda din dersi zorunlu hale getirilmiştir. İmam Hatip liselerinin ve öğrencilerinin sayısı arttırılmıştır. 1983 tarihinde imam hatip lisesi çıkışlılara, üniversitelerin her bölümüne girme hakkı tanınmıştır. Bu dönemden itibaren Alevi köylerine camiler yapılmaya başlanmıştır.
Cemaatlerin Rolü 12 Eylül Darbesi ve darbeden sonra yaşanan gelişmeler cemaatler tarafından coşkuyla karşılanmıştır.
Özellikle o dönemde yeni adı duyulmaya başlayan Fethullah Gülen Cemaati, darbeyi ve uygulamalarını açıktan desteklemekte beis görmemiştir. Darbenin hemen ardından yayınlanan cemaate ait Sızıntı dergisinin başyazısında? “Ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz” sözleriyle 12 Eylül cuntasını kastederek, Evren bu hareketiye cennetliktir ifadesini kullanmıştır. Darbecilere ve bunun her zaman korunması gerektiği söylenmekteydi. Bu işlevi devlet yerine getirecek ve “milli kültür” devlet eliyle yaygınlaşacaktı. Darbeyi destekledikçe büyüyen, darbenin desteğiyle yükselen cemaatler, Özal döneminde de yükselişlerini devam ettirmişlerdir. Türk İslam Sentezi ideolojisi etrafında şekillendirilen kültürel ve siyasal ortam, toplumun gerici ve tutucu bir yapıya bürünmesinde büyük rol oynamıştır. Türkiye siyasetinde dini ve muhafazakarlığı popülarize edip kentlileştiren isim, Turgut Özal olmuştur. Özal’ın Nakşibendi tarikatıyla güçlü bağları olduğu basına da yansımıştır.  Cemaat Darbeyi destekledikçe hızla gelişip büyümüştür. Anayasa tartışmaları sırasında da Fethullah Gülen o dönemde aranıyor(!) olmasına rağmen il il gezerek camilerde “Anayasaya evet” vaazları vermiştir.
Gülen, Anayasa’da din dersinin zorunlu kılınmasına oynamıştır. Toplumu atomize eden bireyci liberal politikalarla birleşen bu ideoloji, cemaatlerin gündelik yaşam içerisinde etkinliğinin artmasına neden olmuştur. 
Cemaatler giderek güçlenmiş ve tüm alanlarda büyük bir belirleyiciliğe sahip olmuşlardır.
http://gunlukbakis.blogspot.com.tr/

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
%d blogcu bunu beğendi: